Seni seviyorum, senin için üzülüyorum, seni özlüyorum gibi güçlü sözler söylemenin kabul görmediği bir kültürde insanlar sevgilerini ifade etme için farklı yollar bulur. Annelerimizin suskunluklarından harika börekler yaptığını daha önce yazmıştım. Babam ise bahçeyle ilgilenirdi. Hem de ne bahçeydi! Sanırım bunlar bize duydukları sevginin ilanlarıydı. Biz ise kardeşimle ona şöyle diyorduk: Yeter artık neden sağlığını çapalayarak , sulayarak, ot ayıklayarak tüketiyorsun, sonunda da yarısını ya kuraklık ya kurtlar mahvediyor. Tüm bunları manavdan alabiliriz.
Bunları güçten düştüğünü gördüğümüz için söylüyorduk elbette. Şimdi onun başka bir şey ürettiğini biliyorum. Manavda bulunmayan bir şey.
Sanırım birinin babamın artık olmadığını güllere de söylemesi gerekiyor, merak etmemeleri için. Ölümün, güller ve köpekler için açıklanması. Ölümü ve ölmeyi tabii ki biliyoruz, diye somurturdu güller, sonuçta bunu her kış yapıyoruz.
Gülleri koklamak için eğilmeye alışığız. Eğildiğimizde, farkında olmadan, hem o gülü yetiştiren bahçıvan hem de gül fikrini yetiştiren Bahçıvan’a saygılarımızı sunmuş oluruz.