“…Artik hayatımda bir önce bir de sonra vardı. Bir Ekvator, hayali bir çizgi. Belki dibe düştükten sonra bir güç, direnç buldum. Her şeyle kurduğumuz iliski. özelikle de aşkta, dibe vurduktan sonra değişiyor…”
“…Benim elimden ne gelir? Elbette hiçbir şey. Ama onun için bir şey yapabileceğimi düşünmek güzel. Ona güvenmek, onunla olmak, yanında olmak. İhtiyacı olan şeyi ihtiyacı olan biçimde ona verebilmek istiyorum. Bu yüzden buradayım…”
“…İyileşme başladığında, yavaş yavaş toparlandığınızda bir pencere, içinden başka bir zamana, geleceğe yolculuk edebileceğiniz küçük bir çerçeve açılır. Yağan yağmura rağmen orada geçirdiğim süre boyunca güneş açtığında yapmak istediğim şeyleri hayal ettim. Düşüşler bize o pencereleri açmak için var nasil olsa. Daha korkunç bir pencereye de açılabilirler ama kuyunun dibi ne kadar karanlıksa ışık o kadar keskindir. Bense sık sık daha önce cesaret edemediğim şeyleri yapmayı düşünüyordum ve pencerem buydu. Jonás'i tanıdığımda o pencereden tüm ağırlığımla bıraktım kendimi…”
“…Troyalı Helen'in kemerli bir burnu olsaydı tarihin akışı farklı olabilirdi. Mangolu yerine vanilyalı dondurma almış olsaydım belki de tanıştıktan kısa süre sonra birlikte yaşamaya başlamayacaktık. Nereden bilebilirsin ki? Ufacık bir şey herhangi bir hikâyenin akışını değiştirebilir…”