Fabrikalarda çalışan sıska, cılız, iki büklüm olmuş 10 yaşında çocuklar gördüm; daha o yaşta ahlakları bozuk. Havasız bir barakada, akşama kadar işleyen makina gürültüsü, hayasiz sözler ve şarap kokusu arasında yaşıyorlar. Şuncağız çocuğun ruhu bunlarla mı beslenmeli? Ona güneş, çocuk oyunları, her bakımdan iyi, temiz örnekler ve bir damlacık da olsa sevgi gerekmez mi?
Sonra, herkesin akıllı olmasını beklemenin çok uzun süreceğini anladım. Bir de, bunun hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini, insanların değişmeyeceğini, onları değiştirebilecek kimsenin bulunmadığını ve bunun için çaba göstermeye değmeyeceğini.