...Âkif, şerefli ve müstakil bir millet olmamız için, fikirlerinin zaferini istiyordu... Şimdi, milli marş güftesinde hayal ettiği istiklâl Türkiye'sinin topraklarında yatıyor. İnandığı Allah'tan korkan bu (zât), Türkiye'nin mesut ve kudretli kalmasından başka hiçbir şey düşünmeyerek ölmüştür.
Ne yazsam şâire elhak,ne söylesem sadâ-yı Hak
Murassâdır gelen tarih-i cevherdârına bir bak
Elinde şanlı al sancak livâü'l hamd için el-hak
Ufuklarda bugün yine koca Âkif olur ancak
...son defaki ziyaretimde, onu bitâb bulmuştum... Ayrılırken;"Anadolu'ya gidecek misin?"dedi. "Evet!" cevabı üzerine fersiz nazarlarını gözüme dikti. Kudretsiz, fakat müsterih bir sesle: "Memlekette kalmış olsaydım, başarılan işlerin azametini, milletimizin cihan nazarında ihraz ettiği şerefli mevkii belki bu kadar iyi göremeyecektim" dedi.
"Gölgeler" ve bilhassa...o üç şiir, bu tasavvufa yeni bir yaklaşım olduğunu gösteriyor Âkif'te. Onun için şeklî, merâsimî tarikatlardan uzak, fakat kendi iç dünyasında yaşanan bir tasavvuf Âkif'te vardı, demek belki daha doğru olur.
Kasr-ı Gülşen'sin evet, lâkin gönüller şen değil
Durduğum mâzîne hürmet,yoksa neşvemden değil,
Var mı boş sinende canandan kalan nûr izleri,
Ey yeşil yurt,istenen senden odur,sinen değil