Esra Bacik

Esra Bacik
@Esrabck
Türkiye'de Müslümanların muhteşem kısmı tkinliklerini hem hasım saydıkları güç odakları karşısında ve hem de uzlaşarak ihtişam içinde kalanlar karşısında hisettirebilirler. Ama önce aralarında bir tanışıklık hissetmeleri lazım. Muhteşem müslümanlar, birbirinizle selamlaşın!
Sayfa 144·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Gönül bağı ile bağlı insanlar bağladıklarını karşılarında görmezler. Hatta onu kendilerinden ayrılmazlar bile. Gönül bağı ortadan kalkabilir bir bağ değildir. Çünkü gönülden bağlı olanlar nasıl, ne sebeple ve hangi şartlar altında bağlı olduklarını bilmezler. Bağlılıklarını bir usule bağlamış olsalardı, her usulsüzlük bu bağı çözerdi. Bağlarının bir sebebi olsaydı, o sebeple birlikte bağ da kaybolurdu. Belli şartlarda Gönül bağı tesis edilebilseydi, o şartlara hakimiyetle gönüllere hakimiyet mümkün olurdu. Halbuki Gönül bağı çözülmez çünkü gönlün nereden bağlı olduğu bulunamaz.
Sayfa 141·Kitabı okudu
Çıkar ilişkisinde taraflar ne kendilerini ne de karşılarındakini koruyabilir. Çıkar ilişkisinde korunabilen sadece çıkardır.Çıkar korundukça da olayın kahramanı olan insanlar kayba uğrar; lakin çıkar yani kar büyür.Kâr insanlara egemen olur.İnsanlar kendilerine çalışmazlar kâra hizmet ederler ve kendilerinin kârlı çıktığını sanırlar.
Sayfa 140·Kitabı okudu
Eğer toplumda yer almamızı sağlayan bağlar değerler aracılığıyla kurulamıyor veya sağlamlık kazanamıyorsa değerini tanınmasına imkan veren ilgiyi yakalamaktan başka çaremiz yok. Bulduğumuz çare bizi ister istemez bir azınlığın üyesi kılacaktır; değerlerin hayatiyet sahibi olduğu bir azınlığın. Aksi takdirde günümüz dünyasını işler kılan kurallara boyun eğerek, yararı ve zararı genelgeçer anlayış içinde bularak yani değersizlikten rahatsızlık duymaksızın ömrümüzü tüketeceğiz.
Sayfa 110·Kitabı okudu
İşe yaramayan kişisel başarı çağında yaşıyoruz; çünkü işe yarar görünen hiçbir şey başarı değil. Kişiler geçerli işleri yaptıkları oranda sahici işleri yapmaktan alıkonuluyorlar, eğer sahici bir iş yapmak istiyorlarsa bunun geçmişle mi yoksa gelecekle mi irtibatlandırılacağı konusunda hiçbir düşünceleri yok. Bu yüzdendir ki çoğunluk başarıdan yüz çevirmiş haldedir. Çoğunluğun zillet içinde aradığı yalnızca tatmindir. Çağımız anlamını kazanacaksa sahiciliğin de değerin de tanımına vakıf bir azınlığın elinden, yani onların işe yaramayan kişisel başarısından kazanacaktır.
Sayfa 108·Kitabı okudu