Esra

"Bir gece vakti karşı karşıya kitaplarıyla, hikmeti ile gözünüzde yaş, kalbinizde sıkıştıran ilhamî bir duygu ile otururken her şeye inandıran dünya, sabah olunca göz kırparak rezili ve zelili sizi aşağılamakta kullanır. "Bunların mükafatı seni orda bekliyor," der, ama bu dediğine inandıracak şeyleri bile gizler, "Görse dedem de inanırdı," der. Ben "Ama benim dedem de inanıyordu," dediğimde "Deden de senin gibiymiş," der. Zavallı dedem, tuzlu tereyağını sobanın üstünde kızarmış ekmeğe sürerken bile acaba aşırıya mı kaçıyorum diye suçlanarak, pek seyrek yaptığı bu şey için bile o an dünyası bulutlanırdı."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Kendimde bir tuhaflık algılar gibi oldum ama üzerinde durmadım. Dursam, Allah korusun bir dursam, dünyada duracak başka ne bir yol ne bir durak ne bir şey bulurdum. O yüzden kendi üzerimde pek durmadım. Kendi üzerinde duran bu ağırlıkla kendi üzerine yıkılandan başkası olamaz. Kendine yıkılan da böylelikle başkasına yıkılamaz. Biraz marazi, biraz zararsız, şairin dediği gibi "Ayakkabı çivisi gibi kendine batan," olur ki, dünya kendine değil başkasına batanı, kendine değil başkasına yıkılanı, kendini değil başkasını suçlayanı sevdiği, istediği ve kabul ettiğinden onu hemen defoluların arasına ayırıverir."
Sayfa 28·Kitabı okudu
Ah kendimi göremediğim yerler, beni nerde, ne vakit görülür edecek meraktayım. Merakım beklemek­ten köhnedi, merakın kendisi bir şeye benzemez ol­du. Meraklarım iyiyi beklerken kendisi artık kötüleşen her şeye dönüştü. Beklemek bana, söylemesi hoş değil ama tuhaf ve her taama uymayan bir turşuluk verdi. Kendi kendimin yiyemediğim turşusu oldum. Neyse."
Sayfa 21·Kitabı okudu
Yalnız ve huzursuzum, ama "Bir emri hak vakî olsa çenemi çekecek kimse yok," diye de ömür boyu yanımda birini besleyecek değilim. O, ben ölünce çenemi yerine yerleştirecek diye benim onun elli sene çenesini çekecek halim yok. "Aile ne manâsız gaile" sözü belki derin değil, hatta gayet hafif ama ben bu sözü söylerken söz ağzımdan vallahi ayaklarıma kadar kayarak iniyor da ben uçarı bir zevkle ve "Evet, tam da öyle," düşüncesi ile kaydıraktan kayıyor, kayarken de neşeyle etrafa bakıyor gibi oluyorum.
Sayfa 20·Kitabı okudu
"Anladım ve hissettim ki aldatıldığım an tanrıya yakın ve mütevelli olduğum andı. ... Aldatılmada insandan umudu kesmenin eşsiz huzuru vardı. İnsandan kesilen umut, tanrıya yaklaştırıyordu. İnsandan ve dünyadan bir şeyler ummak, hele bulmak hatta olur ki sürprizlerle karşılaşmak ise eh artık başkaya gerek bırakıyordu..."
Sayfa 18·Kitabı okudu