"Bir gece vakti karşı karşıya kitaplarıyla, hikmeti ile gözünüzde yaş, kalbinizde sıkıştıran ilhamî bir duygu ile otururken her şeye inandıran dünya, sabah olunca göz kırparak rezili ve zelili sizi aşağılamakta kullanır. "Bunların mükafatı seni orda bekliyor," der, ama bu dediğine inandıracak şeyleri bile gizler, "Görse dedem de inanırdı," der. Ben "Ama benim dedem de inanıyordu," dediğimde "Deden de senin gibiymiş," der. Zavallı dedem, tuzlu tereyağını sobanın üstünde kızarmış ekmeğe sürerken bile acaba aşırıya mı kaçıyorum diye suçlanarak, pek seyrek yaptığı bu şey için bile o an dünyası bulutlanırdı."