Bazı acılar var ki onlardan kurtulabilmek için insanın çaba sarf etmesi yetmez; unutmaya çalışmak, zamana bırakmak yahut kabullenmek, yüzleşmek, üstüne gitmek beyhude, ne yapsan geçmez. Kurtulmanın tek yolu o acının seni terk etmesini beklemek; bazen insanlar kadar acılar da yorulur ve giderler...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kötü hatıralar insanı köleleştirir, içinde olduğu anı, dilediğince yaşamasına müsade etmez. Kapısı, penceresi olmayan bir odadır kötü hatıralar, zaman ve mekân gittikçe anlamını yitirir, hakikat parçalanır, insanın önce zihni sonra bedeni çürümeye başlar. Kendi uydurduğu yalanlara inanarak kurtumayı ümit etmek çürümenin safhalarından biridir. Unutmak hatırlamanın bir parçasıdır, kötü hatıraları dalgınlıkla hafızadan uzaklaştırarak değil, acı çekmeyi göze alarak unutmak.Özgürleşme tam burada başlar: Unutmayla hatırlamanın aynı şey olduğunu keşfettiğin anda. Aynı acıya maruz kalan insanlar, iradelerinin ötesinde tek bir vücut haline gelirler, ıstırabı onlardan birinin üstlenmesi acıyı ortadan kaldırmaya yetmez; her ikisinin de bilinçli olarak paylaşması gerekir, aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, paylaşma zarureti ortadan kalkmaz
Zaman geçince bazı yaşanmışlıkların unutulduğunu sanıyoruz, öyle olmuyor; vücudumuzda saklanan belalı sinsi bir virüs gibi zayıf anlarımızı kolluyorlar, fırsatını bulunca her şeyin acısını çıkarmak istercesine merhametsizce saldırıyorlar. Hiçbir şeyin geçtiği yok; geçen sadece son ödeme günleri, banka sıraları, ilaçların son kullanım tarihleri... Aslında ömrümüz.
"Sabahları metroda sekiz vagonlu araca denk geldiğimde veya kalabalık durakta beklerken tam da benim önüme yanaşan boş metrobüsü gördüğümde yaşadığım mutluluk hayatımı sürdürmeye yeter mi?"
Yetmez mi?