Esra

Yola çıktıklarının onuncu gününde Balaban yüksek bir dağı göstererek : – "İşte Şeytan Dağı!" dedi Ve dağın sarplığına bakan arkadaşına anlattı: – "Bu dağın bir masalı vardır. Şeytan, Varsak kızlarının güzelliğini kıskanarak onları baştan çıkarmaya karar vermiş. O zaman Varsak’ta hepsi birbirinden güzel yedi kız varmış. Şeytan, yakışıklı bir yiğit kılığına girerek aralarına sokulmuş. Elinde telleri gümüşten olan altın bir bağlama varmış. Öyle güzel çalıyormuş ki, dinleyip de vurulmamak kabil değilmiş. Her saz çalışta kızlara bir dizi inci veriyormuş. Bu inciler de büyülü imiş. Boynuna takan Şeytana aşık olurmuş. Kızlar birer birer gönül verip kendilerini öldürmüşler. Yedinci kıza bir şey olmamış. Şeytanın verdiği inciler onun boynunda bozarıp çakıl taşı olur, o da bunları geri verdikçe Şeytan deliye dönermiş. Bu böyle günlerce sürüp kıza bir şey olmayınca bu sefer Şeytan aşık olmuş. Yalvarıp yakarmaya başlamış. Kıza bir türlü tesir etmemiş. Bir gece bağlamasını çalarken telin biri kopmuş. Yenisini koyamamış. İkinci gece bir tel daha kopmuş. Yenisini koyamamış. Üçüncü gece tek telle o kadar yanık,o kadar güzel çalmış ki,bütün kurtlar kuşlar dinleyip ağlaşmışlar. Kıza yine bir şey olmamış. Bunu görüp de umutsuzluğa kapılan Şeytan tele öyle sert vurmuş ki,sonuncu telde kopmuş. O da öfkeyle yere vurunca bağlamayı kırmış. Yedinci kız buna gülünce Şeytan büsbütün çileden çıkmış. Başını alınca bu dağa kaçmış. Şeytan o zamandan beri bu dağda ağlıyor. Geceleri ağlaması işitilir. Fakat ters huylu yaratık olduğu için ağlaması gülmek şeklindedir. Çok ağladığı zaman kahkahalar duyulur. Herkes, Şeytana yenilmeyen bu kızın tılsımını merak etmiş. Meğer kızın kalbi yokmuş.”
Sayfa 129·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Unutulan yara daha çabuk iyileşir.
Sayfa 128·Kitabı okudu
Ömürler ne tez geçiyor...
Sayfa 62·Kitabı okudu
Çakır ağlamaklı olmuştu. Üç hayalet birden kendisine biraz yaklaştılar. Bala Hatun fısıldadı: -"Olmaz! İnsanlar her şeyi bilmeyecektir." İsa Beğ devam etti: -"Olmaz. İnsanlar ancak gördüklerini bilecek, bildiklerini görecektir." Anası tamamladı: -"Olmaz. İnsanlar daima bir şeye hasret kalacaktır." İki yeni fısıltı daha duyuldu: -"Olmaz. İnsanlar bilemeyecektir." Bunları söyleyenler, İsa Beğ'in arkasında peyda olan iki hayaletti ve bu hayaletler Çakır'ın babasıyla amcasıydı. Bu sefer hepsi birden seslendiler: -"Bizi unutma!..." -"Bizi an!.." Anası tek başına söyledi : 0-"Ölüm o kadar güç değildir. Unutulmak yamandır." Babası fısıldadı: -"Asıl ölüm unutulmaktır." Amcası ilave etti: -"Unutmak da ölmektir." İsa Beğ devam etti: -"Hayat birkaç hatıradır." Bala Hatun bitirdi: -"Hayat ölümün başlangıcıdır." Çakır, farkına varmaksızın elindeki Kur'an'ı açmıştı. O zaman beş hayalet birden tekrarladılar: -"İnsan anıldıkça yaşıyor demektir." -"Anıldıkça yaşıyor demektir." -"Yaşıyor demektir."
Sayfa 42·Kitabı okudu

Esra

, bir kitap okudu
Puan vermedi·342 syf.·
25 günde okudu
·
2021 6. kitabı
İmam Gazali
9.3/10 · 2.253 okunma