Esra İ

Geceleri kafayı yastığa koyduğunda kalbin, vicdanın rahatsa, işte o geceler dünyanın en kutlu geceleriymiş. Dinlerken boş boş konuşuyorlarmış gibi geliyordu ama ihtiyarlar haklıymış buna inanabiliyor musun? Bir de şunlar varmış: Büyük bir savaş görmüş hiç kimse, artık görmemiş gibi yapamazmış. Bir savaştan çıkmış hiç kimse, artık aynı kişi olamazmış. Kazanmak kaybetmek gibi olaylar komple yalanmış. En önemlisi, “Ben elimden geleni yaptım” kadar güzel cümle yokmuş, tam buradan devam edeceğiz Osman.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Reklam
Bu arada şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. İnsanların çayı şekerli içmelerinin eleştirilmesinden çok sıkıldım. Evrimimizin tamamen şeker peşinde ve şeker uğruna gerçekleştiğini bilmeyen insanlar bu konuda resmen “sugarshaming” yapıyorlar bence. Tamam, sağlıksız olduğu söylenebilir ama sonuçta atalarımız böyle hayatta kalmış. Azıcık analiz, azıcık sentez rica ediyorum. Akşamdan akşama bir şekerli çayımız var, ona da karışmasınlar be Osman. Konuyu niye şekere getirdim? Çünkü konuları hep tatlıya bağlamak gerekir. Dalga geçemediğimiz her şey bizi tüketir, gülelim gitsin Osman.
Sayfa 101·Kitabı okudu
Bir de şey hikâyesi var hani, İran şahı mı Hint imparatoru mu ne işte, Asya'da bir yerlerde biri sadrazamına demiş ki, "Bana kederli olduğumda sevineceğim, sevinçli olduğumda kederleneceğim bir cümle yaz." Sadrazam da şey yazmış işte: "Bu vakit geçip gidecek." Bu kıssayı ne zaman hatırlasam gerçekliği karşısında dehşete kapılıyorum. Bu vakit geçip gidecek, biliyorum, artık bunu bilmekten de nefret ediyorum Osman.
Sayfa 106·Kitabı okudu
Esasen her şey mesafenin doğru ayarlanmasıyla ilgili. Bunu yapabilmek için de kim olduğunu ve ne istediğini çok iyi bilmek gerekli sanırım. Çoğumuz buralarda tosluyoruz. Bence toplumların sesini lüzumundan fazla duyuyoruz Osman. Kurt Vonnegut bu konuda da tabii ki nokta atışı bir şey söylüyor. İlişkilerde ayarlanması gereken doğru mesafeyi şöyle özetliyor: "Lütfen daha az sevgi ve biraz daha fazla saygı." Sevginin ne olduğu herkes için bu kadar farklıyken, saygıdan daha tutunulur bir dal olduğunu hiç sanmıyorum, herkesi ömür boyu saygıya davet ediyorum Osman
Sayfa 107·Kitabı okudu
Her bayram olduğu gibi, geçtiğimiz bayramda da ölülerimi ziyarete gittim. Bu da tuhaf geliyor gerçi. Artık elleri olmayan insanların ellerini öpmeye gider gibi koştur koştur kendimi mezarlıkta bulmak... Neyse işte, oturdum mezarlara uzun uzun baktım. Tam duygulanacak gibi olmuştum ki, kendimi hemen toparladım. Yaşamın kıymetini ölülerden iyi anlatanı arasan bulamazsın, bunca yıllık mezarlık deneyimimle konuşuyorum bak. Yeraltı edebiyatını git bir de onlardan dinle sen. Mezarlara diyorum, uzun uzun baktım. Yok valla, ölüm benim aklıma hiç yatmıyor. Ne zaman bir şeylerden şikâyet etmeye kalksam bunu düşünüyorum. İşler ne kadar kötü giderse gitsin, sonuçta biz daha ölmedik be Osman.
Sayfa 76·Kitabı okudu
Reklam