Esra

Esra
@Esrasahaf2
Husrev'in delirdiği an
(İki elini taaccüp ifade edercesine iki tarafa kaldırır) Söyleyin Allah aşkına! Ben nasılsa karaya vurmuş garip bir deniz hayvanı mıyım? Beni kalabalık bir sokakta bir dükkanın çengeline mi asmalılar? Gelen geçen beni beş kuruşa seyir mi etmeli? Yosunlar, kayalar ve sessizlikler içinde yalnız kalmaya muhtaç değil miyim? (Elleri yanına düşer) Ben de bir insanım. Hiçbir fevkaladeliğim yok. Bir kadere bağlıyım. Birtakım zaaflarla doluyum. Belki herkesten daha zayıf...
Sayfa 22 - Büyük Doğu Yayınları
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Devamı
SELMA- (Deminden beri dikkatle dinlediği Hüsrev'e yaklaşır) Bunları niçin tabii bulmuyorsunuz? Büyük adamları merak ederler. HÜSREV- (Selma ile karşı karşıya) Büyük adam ben miyim? Nasıl olur? Ben bir başıma, kendi kendime, kendi gözümde büyük adam olabilir miyim? Araya bu farkı koyan başkaları. İşte bu başkalarıdır ki bana büyüklüğü kondurduktan sonra beni en küçük insan haklarından uzak görüyor ya. (Yan tarafta kalan Mansur'a döner) Bak sen, bir adam çıkıyor, bir eser veriyor. Kimse onu tanımayı aklımdan geçirmezken o kendi kendisini tanıtıyor. Artık yaptığı işin uğraşılacak yeri kalmamıştır. Bütün alaka bu adamın miskin taraflarına dönüyor. Suratımız, nüfus kağıdımız, hayat künyemiz... İşte meraka değer şeyler... Benim için neler yazmadılar! Neleri merak etmediler!
Sayfa 22 - Büyük Doğu Yayınları
En sevdiğim kısımlardan biri
HUSREV- Saygısızlık da laf mı? O bunu bir hak diye yapıyor. Sen kendi cebini karıştırırsan saygısızlık mı etmiş olursun? Biz onların ceplerinden farklı bir şey değiliz. Ellerini uzatıyorlar ve bizi karıştırıyorlar. Ağzınızı açın, dişlerinizi sayacağım dese ağzını açmaya, dişlerini saydırmaya mecbursun. MANSUR- Kuzum neler söylüyorsun? HUSREV- Elbette mecbursun. Onun elinde müthiş bir silah var. Seni tanıması, seni meşhur kabul etmesi. MANSUR- Tanınmış olmak bir yüz karası mı? HUSREV- Tamamıyla aksi. Bir şeref. Öyle bir şeref ki alıcısı sen, vericisi o. Veren taraf bu işte, farkına varmadan, vermiş olmanın selahiyeti ile hareket ediyor. Seni merak ediyor. Yediğin yemeği, giydiğin elbiseyi, yattığın yatağı... Daha devam edeyim mi? MANSUR- Gazeteci buna benzer şeyler de mi sordu?
Sayfa 21 - Büyük Doğu Yayınları
absurd
Hayat bazen diğer hayvanlar onu yemesin diye acıyı bir savunma mekanizması olarak kullanan biberin bazı insanlar tarafından özel olarak bu sebepten dolayı bulunup yenmesi kadar trajikomik ve manasızdır.
MANSUR- Düşünme Husrev bu şeyleri. HUSREV- Ben sanatı hayattan başka bir şey sanıyordum. Hürriyetlerin sonu. Aciz bahtımın ulaşamadığı bir yer. Orası irademin bahçesiydi. Orada oyuncaklarıyla oynayan bir çocuk gibi başıboştum. Orada kulluktan çıkıyor gibiydim. MANSUR- Ah Husrev! HUSREV- Ben ne yaptım? Bir hududu zorladım. Kendimin dışına çıkmak isterken kendime rast geldim. (Bir adım atar ve bir mecnun haliyle gittikçe açılan gözlerini, Mansur'un korkulu gözlerine diker.) Meğer kul olduğumu anlamak için Allah'lık taslamalıymışım!
Sayfa 70 - Büyük Doğu Yayınları