gidersen yıkılır bu kent, kuşlar da gider
bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında
yanlış adresteydik,'kimliksizdik' belki
sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar
biz mi yanlızdık, durmadan yağmur yağardı
üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken
gidersen kim sular fesleğenleri
kuşlar nereye sığınır akşam olunca
sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu
sustuğun yerde birşeyler kırılıyor
bekleyiş diyorum caddelere, dalıp gidiyorsun
adını yazıyorum bütün otobüs duraklarına
öpüştüğümüz her yer adınla anılıyor
bir de seni ekliyorum susuşlarıma
selamsız saygısız yürüyelim sokakları
belki bizimle ışıklanır bütün varoşlar
geriye mapushaneler kalır, paslı soğuklar
adını bilmediğimiz doslar kalır yalnız
yüreğimize alırız onları, ısıtırız
gardiyan olamayız kendi ömrümüze her akşam
gidersen kar yağar avuçlarıma
bir ceylan sessizliği olur burada aşklar
fiyakalı ışıklar yanıyor reklam panolarında
durmadan çoğalıyor faili meçhul cinayetler
ve ölü kuşlar satılıyor bütün çiçekçilerde
Bir insan nelerin toplamıdır ? Hayallerinin, mücadelesinin , dostlarının, hayal kırıklarının , yenilgilerinin , aşklarının , zaaflarının , güçlü yönlerininin , talihinin, trajedisinin, yazgısının ... En çok da yazgısının ...
Fethetmek ya da fethedilmek. Yeni çağda hayatta kalmanın şartı buydu. Komşularınız tarafından yutulmak istemiyorsanız onları yenmeniz gerekiyordu. Bunun için önce siz saldırmalı ve onları siz yutmalıydınız.
Fethetmek ya da fethedilmek. Yeni çağda hayatta kalmanın şartı buydu. Komşularınız tarafından yutulmak istemiyorsanız onları yenmeniz gerekiyordu. Bunun için önce siz saldırmalı ve onları siz yutmalıydınız.
Seni ben Kallavi Sokağı'nda gördüm
Sen beni görmedin, görmedin
Kapıları çaldım, adını sordum
Söylemediler, öğrenemedim
Seni ben Kallavi Sokağı'nda gördüm
Bir daha görmedim, bilmedim
Belma Sebil adını yakıştırdım
Aklıma geldikçe her sefer
Gözlerinin mavisini bitirdim
Saçlarının siyahına başladım
Kallavi Sokağı'nda güvercinler
Benim karanlık İstanbul'um
Bir esnaf kahvesine oturdum
Belma Sebil ya geçti ya geçer
Rüzgârını içime doldururum
Kallavi Sokağı'nda güvercinler
Bunca yıl sönmemiş umudum
Nisan değilse Mayıs
Perşembe değilse Pazar
Ben Belma Sebil'i bulurum