Evet. Benim şahsi Çernobil'im. Etkisi ömür boyu süren tek bir an; öyle ki, bugün dahi yanına biraz yaklaştığım her şeyi zehirlemeyi başarıyor. Temas ettiğim herkesi.
Kişinin içinden, elinde olmaksızın fışkıran o şey, onu anlatmamı istiyorsun bana. Oysa şimdi fark ediyorum ki bunu kelimelere dökmek olanaksız, benden bunu özellikle istemesinin nedeni tam da bu olsa gerek. Bana gözleriyle soruyor: Peki, sence yine de herkes biliyor mudur ne olduğunu? Başımı sallıyorum: Evet. Üsteliyor: Ya kişinin kendisi? Kendisine ait bu biricik şeyin ne olduğunu o da biliyor mudur? Düşünüyorum: Evet. Yüreğinin derinliklerinde o da biliyordur, evet.