esmanurrrr

esmanurrrr
@Essmmaannur
Terbiyesizin biri kapıma dayandı diye evimden ayrılmam haksızlık." Elindekileri tekrar sehpanın üzerine bıraktı ve gelip yanıma oturdu. "Elbette haksızlık," diye konuşmaya başladı, içimi titreten bir anlayışla gözlerimin içine bakarken. "Elbette olması gereken o adamın bir yere kapatılması, cezalandırılması ve senin asla bu şekilde rahatsız edilmemen. Elbette bir evde dilediğin gibi tek başına kalabilmelisin, sokakta günün her saatinde dilediğin gibi yürüyebilmelisin, hayatının hiçbir anında hiçbir insan seni rahatsız etme hakkını kendinde bulmamalı. Fakat olması gerekenin olduğu bir dünyada yaşamıyoruz, ne yazık ki.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Artık kalp kırıklıklarının ayak seslerini tanıyordum. Hep göğsümüzde tatlı çarpıntılar olarak baş gösteriyorlardı; sevimli heyecanlar, dört nala coşkular, minik kıpırtılar. Bunlara alışıyordunuz. Kendinizi hep mutlu olacak, hep mutlu kalacak zannediyordunuz. Sanki üzüntü ve keder bir daha asla size uğramayacağının teminatını vermiş gibi bir rahatlığa kapılıyordunuz. Sonra bir an geliyordu ve kalbiniz içe doğru göçmeye başlıyordu. Minik bir an. Bazen tek bir kelime. Bazen az karakterli bir SMS. Nasıl sancılı, nasıl acılı. Hemen ardından büyük bir şangırtı bekleseniz de kalbinizin kırılışı sessiz ve sakin oluyordu. Sizden başka duyan ya da umursayan olmuyordu. Hatta siz bile parçalar avuçlarınızı kanata kadar fark etmiyordunuz.
Büyümek diye bir şey yoktu.En azından içimizdeki çocuk için. Onu bir kapının ardına elbette kilitleyebilirdik ama hâlâ orada olduğunu ve şartlar ne olursa olsun hâlâ nefes aldığı gerçeğini asla değiştiremezdik.
"Seninle tanışmadan önce bir insanın bu kadar mutlu olabileceğini de bu kadar üzülebileceğini de bilmiyordum.Yaşamın farklı bir boyutunu keşfetmiş gibiyim.Şimdi de bütün bunları; daha çok hissedebilmeyi, daha içten gülebilmeyi, kalbimin mutluluktan perendeler atışını,tüm güzel rüyalarımı ve nicesini kaybettiğim için müthiş bir azap çekiyorum."
Sayfa 305·Kitabı okudu
Değer biçemediğiniz şeyleri kaybetttiğinizde göğsünüzde oluşan koca boşluğa bir ad bulamıyorsunuz.
Sayfa 243·Kitabı okudu