Aşkı besleyen sevilmek ve önemsenmek duygusudur. Bu anlamda aşk bir başkasının dünyasında var olma çabasıdır. Kendi varoluşunun bir başka varoluş tarafından onaylanma ihtiyacıdır. Bir çift gözbebeğinde yansıma, böylece varoluş kazanma ihtiyacıdır.
Hayatta hiç bir şey insanın çevresine kendi benliğinden daha yüksek duvarlar öremez çünkü. Kâh mazinin acılarına kâh geleceğin kaygılarına savrula savrula geçen bir ömürle, hayatı kendine zindan eder insan.
İnsanlar varoluşlarını unuttuklarında, hayatlarını ‘’Ben sadece diğer insanların olduğumu varsaydıklarım’’a indirgiyorlardı. Yaşamakla değil, görünmekle meşguldüler. Aynı zamanda korkulan bir şeydi bu. Her an biri çıkıp sizin hakkınızda olumsuz düşünebilirdi. O zaman kişi varoluşunu tehlikede ve tehdit altında hissediyordu.
İnsan yaşadığı koşulları seçimleri ile fazla değiştiremez belki, ama benliğinin narsistleşeceğine mi, yoksa yaratıcı karşısında bir hiç mi olduğuna kendisi karar verir. Hayatın en güçlü bir o kadar da önemli kararıdır bu.