Aklın, katıksız, kusursuz ve saf olması imkânsızdır. Zira akıl; kanaatlerden, îman hâline gelmiş düşüncelerden ve dış tesirlerden müteessir olur. Hırs, öfke, heves gibi zaaflardan; unutma, dalgınlık ve hatâ gibi kusurlardan kurtulamaz. Onun ulaştığı pek çok hüküm, bu dış renklerle boyanmış ve karışmış olarak ortaya çıkmaktadır. Bu sebeple akıl, hatasız bir kaynak değildir, bilakis kifayetsizdir.
Büyük İslâm âlimi, tarihçi ve sosyolog İbn-i Haldun bu hususta şöyle der:
"Akıl sağlam bir terâzidir. Ama onunla Allah'a ve âhirete âit meseleleri, peygamberlik hakikatlerini, akıl ötesi hakîkatleri ölçemezsiniz. Bu boş bir gayret olur ve bir kişinin, «Ne kadar hassas tartıyor!>> diye kuyumcu terazisinde dağları tartmak istemesine benzer. Terazinin sağlamlığına bir şey denilemez ama onun gücünün bir sınırı vardır. Aynı şekilde aklın «bilme, bulma, anlama» gücünün de bir sınırı vardır, onun dışına adım atamaz.
Sayfa 394 - Altınoluk Yayınları:14, İstanbul, 2012.·Kitabı okudu
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Andolsun Biz, cinler ve insanlardan birçoğunu cehennem için yaratmışızdır; onların kalpleri vardır, onlarla idrak etmezler; gözleri vardır, görmezler; kulakları vardır, işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hattâ daha da şaşkındırlar. İşte asıl gâfiller onlardır. (el-A'raf, 179)
Sayfa 338 - Altınoluk Yayınları:14, İstanbul, 2012.·Kitabı okudu
Bizimle karşılaşmayı arzu ve ümid etmeyen, dünya hayatına râzı olup onunla rahat eden ve Biz'im âyetlerimizden gâfil olanlar yok mu, işte onların, kazandıkları (günahlar) yüzünden varacakları yer, ateştir! (Yünus, 7-8)
Sayfa 338 - Altınoluk Yayınları:14, İstanbul, 2012.·Kitabı okudu