Aşk zordu, ama onsuz olunmuyordu. Aşk da şiirsiz olmuyordu. Bu yüzden hayatta daha çok “şiir” vardı. Gerçi her şey şiir sanılıyor, ölçü ve uyak varsa, bir de üstüne akrostişliyse her dize yayımlanmaya değer bulunuyordu.
Defterlerin büyük çoğunluğunda soru eki -mi’ler bitişik yazılırdı, Türkçe öğretmenlerinin büyük çoğunluğu soru eklerinin ayrı yazılacağını ne yazık ki öğretememişti.
Bir ıssız adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey sorusu klasikti, klişeydi, bu biliniyordu, ama önemli olan buna klişe olmayan ve inandırıcı bir cevap vermekti. En yaygın cevap plaklarım, kitaplarım, uğurlu kolyem türünden, beklenen cevaplardı. Ama buna örneğin rüyalarım, aşk mektuplarım, basketbol topum gibi bir cevap veren genç dikkatle incelenmesi gereken bir kişilik anlamına gelirdi.