O zamanın erkek çocuklarının ve Erkek Fatma kızlarının en sevdiği oyun futboldu. Boş arsalarda, bulunamıyorsa sokak aralarında, açık alanlarda, çimenliklerde, okul bahçelerinde dört iri taş bulunur, bunlarla iki kale direği işaret edilir ve bağrış çağrış futbol oynanırdı. Futbolun güzel tarafı, oyundan önce takım kurmaktı.
O zamanlar kendi halinde otlar, bitkiler vardı. Ağaçlar, çiçekler, çimenler boldu. Giriş kapısı olmayan, sınırları belirsiz çimenliklere uzanarak bulutları seyretmek mümkündü.
Papatyalar çimenlik alanları bembeyaz görüntüleri ve kısacık saplarıyla baştan başa sardıklarında, ilk bir hafta, ileride romantik olacağı belli olan küçük kızlar bunları toplar, saplarını tutup saç örgüsü gibi örerek taç yaparlar, başlarına takıp düşürmemeye çalışarak dikkatli adımlarla gezerlerdi. Papatyayla fal bakılırdı. Mahalledeki oğlanlardan birine âşık, yeni yetişen genç kızlar papatyaların beyaz taçyapraklarını seviyor, sevmiyor, seviyor, sevmiyor diyerek teker teker kopartırlar, son taçyaprağı kaldığında seviyor çıkmışsa sevinçten deliye dönerlerdi.