"Fakat her şeyin, hele ki bir dünyanın başlangıcı, daima belirsiz, karman çorman, kargaşalı ve fazlasıyla sıkıntılıdır. Kaçımız böyle bir başlangıçların içinden çıkılmayı başarabilmişizdir ki! Nice ruhlar yitip gitmiştir o kıyamette!"
*SPOİ
S. İlk 100 üzerine;
Kitabı hiç araştırmadan almıştım ve kabataslak incelemelerine baktığım zaman çoğu okur Feminizme değinmiş. Bu yüzden başlarken biraz korktuğunu söyleyebilirimm. Bu tarz konular içerince ağır şeyler okuyacağım için bir tık geri adım atıyorum. Fakat büyük bir yanılgı içinde olduğumu fark ettim. Kitap acaip derecede akıcı. Bölümleri kısa kısa. Çoğu karakteri sevdim. Özellikle Robert ♡. Kitabın ilk yarımı hakkında küçük bir özet geçirmem gerekirse Pontellier ailesinin küçük bir adaya tatilinden bahsederek giriş yapıyor. Orda yeni dostlar ediniyoruz ve hepsi çok tatlı Victor harici. Her ne kadar akıcı olsa bile başlarda bir tık sıkıcı olabilir. Çünkü sizi heyecanladırıcak ve merak içinde bırakacak olaylar yaşanmıyor biz daha çok Mrs. Pontellier'in iç dünyasını ve hüzünlü melankolik halini yakından görüyoruz. İlk yarısında Feminizm hakkında hiç bir şey geçmiyor, sadece karakter iç sesine çok fazla kulak veriyor bu durum hoş ve eşinin sözünü dinlememesi ve kendi isteklerini gerçekleştirmesi de bu durum ile bağlantılı olabilir fakat sadece bunlar Feminizme dahil değildir bence. Sanırım o tarz konulara ikinci devamda gireceğiz.
S. Son 100 üzerine;
Biraz rahatsız olduğum için kitaba ara vermiştim ama bugün tamamen bitirdim. Kitabı çok sevdim ve sonu çok yerinde oldu bence. Üzücü bir son oldu ama nedense kitabın sonunda zaten üzülmek istemiştim. Edna'yı gerçekten sevdim. Çok olgun ve mantığı ile düşünen birisi. Onu okurken çok iyi tanıyorsunuz. Yazar size olaylı bir şeyler vermiyor. Robert'e çok sinir oldum. Yani