Edna'yı sadece trajik bir kadın karakter olarak okumamak gerek, acı çekiyor ama kurban rolünü reddediyor,itaat etmiyor bu yüzden yalnızlaşıyor.
Düşünen, sorgulayan, arzulayan sonuçlarına da katlanan bir karakter.
Edna toplumun dayattığı annelik-kadınlık rolüne sığamıyor aynı zamanda birey olmanın getirdiği gerçekleri de göğüsleyemiyor.
Yani Adele gibi kendini ideal eş ve anneliğe adayan kendinden vazgeçmiş bir kadın olmak istemiyor ama Reisz gibi yalnız bir hayata da hazır değil.
Kitapta da Edna karakterini gerçekten anlayan ya da onunla aynı riskleri alan hiçbir erkek yok.
Zaten konunun erkeklerle de ilgisi yok. Edna'nın uyanışına tanıklık ediyoruz.
Bu uyanışı sadece duygusal değil, yüzmeyi öğrenmesi, resim yapması, cinselliğini fark etmesi 19.yy için radikal temalar.
Edna, kendisini hiçbir kalıba sığdıramayacağını fark ettiği anda, kontrolü son kez eline alıyor.
Ancak bu özgürlük, yaşanabilir bir özgürlük değil. Bu da kitabın asıl tokadı.
Toplum kadınlara zayıf kanatlar verir ve sonra uçamadın diye suçlar. Edna'nın farkı ona verilen kanatların zayıf olduğunu görüyor ama yine de uçmayı deniyor.
Bu bile başlı başına bir başkaldırı.
Bu yüzden dönemin kadınlarından ayrılıyor.
Edna’nın yaşadığı çıkmaz, bugün bile tamamen ortadan kalkmış değil bu da benim için kitabın en sarsıcı taraflarından biriydi.
Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim :)