Gidiyorum.
Yalpalayarak, dalgın adımlarla bir varoluşa doğru… Gittiğim yollar kalabalık , kaldırımlarda sessiz çığlıkların ayak sesleri, kulaklarımı tırmalıyor.
Bilinçle acı çektiriyorlar ruhuma koşuşturmaları…
Bir varoluş sonucuna varmadan koşan ayaklar, herkes bir yere yetişmeye çalışıyor.Kendini bulmaya kimsenin mecali kalmamış.
Ç.Ç
İnsan
eşref-i mahlûkattır derdi babam
bu sözün sözler içinde bir yeri vardı
ama bir eylül günü bilek damarlarımı kestiğim zaman
bu söz asıl anlamını kavradı
geçti çıvgınların, çıbanların, reklamların arasından
geçti tarih denilen tamahkâr tüccarı
kararmış rakamların yarıklarından sızarak
bu söz yüreğime kadar alçaldı
damar kesildi, kandır akacak
ama kan kesilince damardan sıcak
sımsıcak kelimeler boşandı
aşk için karnıma ve göğsüme
ölüm için yüreğime sürdüğüm eczâ uçtu birden
aşk ve ölüm bana yeniden
su ve ateş ve toprak
yeniden yorumlandı.
En büyük hayalimdi hür olmak.Pervasızca uçan kuşları gördükçe göğe kafamı kaldırıp içimden sessiz çığlıklarla “Uçan kuşlar en büyük hayalim hür olmak” derdim.Bu cümleyi ya bir yerden duymuştu küçük yüreğim yada kendisi söylemişti.Bilinmeyen topraklara bilinmeyen diyarlara uçmanın keyfini kuşlara kaptırdığımızı düşünüp üzülürdüm.Aslında uçmak hür olmak değilmiş.Ya bir kaçış ise ya bir kovalamaca içindeyse yeri meskeni memleketi yuvası yoksa bu hür olmak mı oluyor ? Hür olmak nedir şimdi daha iyi anlıyorum.Kendi ülkende kendi memleketinde sen olabilmekmiş… Bir yuvada,yürüdüğün yollarda,bir kalpte,bir kitapta,bir şarkı sözünde izin olmakmış hür olmak.Sesli konuşmak değilde kelimeleri istediğin gibi konuşmakmış hür olmak.Sesini kısarak dinlendiğin şarkı olmamasıymış hür olmak.Fikirlerinle tartışmazmış fikirlerinin ötekileştirilmemesiymiş hür olmak.Seçemediğin şeylerin senin suçun gibi sana bir kambur gibi yakıştırılmamasıymış hür olmak.Nazım okuyorsun diye kominist Necip Fazıl okuyorsun diye faşist damgası almamakmış hür olmak.Kâğıt toplayan çocukların haklarını savununca sosyalist damgası almamakmış hür olmak.Çocuğunu komşusuna bırakıp intihar eden babanın çaresizliğini bağırarak söyleyebilmekmiş hür olmak.Yakılarak can veren kadınların otopsi sonuçlarını yayınlayabilmekmiş hür olmak….
Sanırım hür olmak acı ile bağlantılı bir şeymiş büyüdükçe daha iyi anladım.Acılarla haklarımızı kazanmaya çalışıyormuşuz.Hak kazandıkça hür olduğumuzu sanıyormuşuz.Böyle bir olay örgüsü sonucunda hür olunuyorsa hür olmak kuşlara kalsın…Biz o kaçan kuşlarız hür gibi gözüken ama yerinden yurdundan kovulmaya çalışılan kuşlarız.Kanatlarımız yara içerisinde kanaya kanaya birbirimize sarılan kuşlarız.Hür olabilmek için ölen kuşlarız.
Yaşamı sadece iyi ile sonlandırmaya çalışan bir kalpte mesken
“Sözde senden kaçıyorum doludizgin atlarla,
Bâzen sessiz sedasız, ipekten kanatlarla,
Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla,
Karşıma çıkıyorsun en sevdiğim imbatlarla,”
Yavuz Bülent Bakiler