Aşkı bir gece kalıp, sabah giden yabancı bir konuk gibi mi kabul edelim? Yoksa, bu duyguyu uykuda uyanan, uyanıklıkta kaybolan bir düş gibi mi düşünelim? Bu haftayı, yerini gerçekliğe bırakmak üzere çok hızlı geçmiş bir sarhoşluk saati olarak mı farz edelim?