Bu, bir insanın başına gelen haksızlığın hesabını eksiksiz sormasının hikâyesi.
Edmond Dantès başta tertemiz bir adam. Ama ona yapılan şey sadece bir haksızlık değil; hayatının çalınması. İnsan böyle bir şeyden sonra aynı kalamaz zaten. Monte Kristo’ya dönüşmesi bana abartı gelmiyor, kaçınılmaz geliyor.
Çoğu kişi onun kendini Tanrı yerine koyduğunu söyler. Ben öyle görmüyorum. O sadece herkesin cezasını hak ettiği gibi çektiği bir düzen kuruyor. Yani aslında eksik kalan adaleti tamamlıyor.
En çok hoşuma giden şey de şu: bu bir öfke patlaması değil. Soğukkanlı, planlı, ölçülü bir intikam. Kimseye rastgele zarar vermiyor. Herkes ne yaptıysa onun karşılığını alıyor.
Bence burada asıl mesele şu: İnsan her şeyi kaybettiğinde eline bir güç geçerse ne yapar? Monte Kristo bu sorunun en net cevabı.
Ve dürüst olayım, ben bu hikâyeyi okurken içimden hiç ‘fazla ileri gitti’ demedim. Aksine, ‘geç bile kaldı’ diye düşündüm.
Çünkü her borç, bir gün tahsil edilir.
Monte Kristo KontuAlexandre Dumas · Anonim Yayıncılık · 201337,2bin okunma
Mesuttum. Bu saadeti bana sen vermiştin. Her şeyi iki üç misli daha çok seviyordum. Buna sebep sendin. Sendin ama, yine de bu işte en talihsiz de sendin.