Eylül Beren

Eylül Beren
@Eyllberen
ilk emri yerine getiriyor.
Gazeteci
Ankara Üniversitesi
Ankara
Ankara
76 okur puanı
Şubat 2026 tarihinde katıldı
10/10
·250 syf.··
2026 337. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 09:14
Arsène Lupin Yakalanıyor'u bitirdiğimde ilk hissettiğim şey şaşkınlıktı. Çünkü daha önce okuduğum Lupin maceralarında karşıma çıkan kişi çoğu zaman bir insan değil, bir efsaneydi. Karşısına kim çıkarsa çıksın birkaç adım önceden düşünen, her ihtimali hesaplayan, okurun bile göremediği kapıları gören bir gölgeydi adeta. Bu yüzden birçok Lupin romanını severek okumama rağmen içimde hep aynı duygu vardı: Arsène Lupin'in başına gerçekten kötü bir şey gelebileceğine inanamıyordum. Arsène Lupin Yakalanıyor bu hissi yıkan ilk kitap oldu. Bu romanda ilk kez Lupin'in kusursuz bir makine değil, olağanüstü zekâya sahip bir insan olduğunu gördüm. Olaylar ilerledikçe onu yalnızca bir hırsız veya bir bulmaca çözücüsü olarak değil, hata yapabilen, duygularının etkisinde kalabilen, zaman zaman çıkmaza sürüklenebilen biri olarak izledim. Bu da karakteri gözümde küçültmek yerine büyüttü. Çünkü kusursuzluk hayranlık uyandırabilir ama insanı etkileyen şey kırılganlıktır. Romanın en güçlü taraflarından biri temposu. Maurice Leblanc bu kitapta okura nefes alacak çok az alan bırakıyor. Bir olay çözülmeden yenisi başlıyor, bir düğüm çözülür gibi olurken daha karmaşık bir düğüm ortaya çıkıyor. Sayfalar ilerledikçe hikâye sürekli ivme kazanıyor. Birçok polisiye romanda ortalara doğru yaşanan tempo düşüşü burada neredeyse hiç yok. Kitap ilk sayfalardaki hareketliliğini son sayfaya kadar koruyor. En çok hoşuma giden noktalardan biri de gerilimin gerçek olmasıydı. Daha önceki Lupin kitaplarında çoğu zaman sonucu sezebiliyordum. Lupin'in bir yolunu bulacağını biliyordum. Bu kitapta ise ilk kez emin olamadım. İlk kez olayların gerçekten kontrolden çıkabileceğini düşündüm. İlk kez Lupin'in kazanmasının garanti olmadığını hissettim. Bu da romanı çok daha sürükleyici hâle getirdi. Roman boyunca
1000Kitap
Arsen Lüpen YakalanıyorMaurice Leblanc · Atlantis Yayınevi · 2015227 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
2/10
·779 syf.··
2026 335. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 19:12
Ben filozof olan Dostoyevski'yi değil, insan olan Dostoyevski'yi seviyormuşum. Bu kitapta, bir karakterin niyetini anlamaya yaklaştığın anda başka birinin iç sesi devreye giriyor, o sesi çözmeye çalışırken üçüncüsü sahneye çıkıyor. Mişkin diye ortaya konan karakter, “saf iyilik” olarak sunuluyor ama bir noktadan sonra bu saflık, derinlikten çok işlevsizliğe benziyor. Hayata temas eden bir insan değil de, sürekli yanlış anlaşılmak üzere tasarlanmış bir fikir gibi. Gerçek insanın çelişkisi yok; sadece tekrarı var. Çevresindeki karakterler de aynı şekilde ya aşırı uçlara itilmiş ya da sürekli kriz halinde. Kimse gündelik bir insan gibi davranmıyor; herkes ya dramatik bir çöküşte ya da felsefi bir taşkınlıkta. Bu da romanı canlı bir hikâye olmaktan çıkarıp, uzun bir psikolojik laboratuvar deneyine çeviriyor.
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
1/10
·1025 syf.··
2026 334. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:59
Uzun bir vicdan konferansı. Bana kalırsa fazla yüklenmiş anlam, hikâyeyi ezmiş. Okurken “devam edeyim mi?” sorusu, “ne anlatıyor?” sorusundan daha baskın hale geliyorsa, orada bir mesele vardır :( Her şey çok ciddi, çok ağır, çok “büyük anlamlı” olmak zorunda. Oysa hayat böyle kesintisiz bir felsefe kürsüsü değil.
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,2bin okunma
1/10
·512 syf.··
2026 320. kitabı
Meyhane’yi okuduğumda gerçekten etkilenmiştim. O yüzden Nana’ya başlarken baya hevesliydim, “bu daha da iyi olacak” diye düşündüm, hatta biraz da borçlu gibiydi bana. Ama yok… daha başlarda koptum ben. Aşırı kalabalık. Sürekli yeni birileri giriyor, kim kimdi, neydi derken hikâyeye tutunamadım bile. Sanki bir odaya giriyorum, herkes birbirini tanıyor ama ben kimseyi tanımıyorum gibi. Bir süre sonra da insanın takip edesı gelmiyor zaten..Zola kötü yazmış diyemem ama bu kitapta sanki hikâye dağılmış. Nana’yı anlamaya çalışıyorum ama etrafındaki insanlar o kadar fazla ki kadının kendisine odaklanamıyorum bile.
NanaEmile Zola · İş Bankası Kültür Yayınları · 20215,5bin okunma
1/10
·394 syf.··
2026 317. kitabı
Uzun zamandır bir kitaba bu kadar sabır gösterip bu kadar karşılıksız kaldığımı hatırlamıyorum. Fyodor Dostoyevski deyince aklıma gelen o keskinlik, o iç çatışma, o tokat gibi yüzleşmeler… burada yoktu. Onun yerine uzayan diyaloglar, tekrar eden acılar ve bir türlü ilerlemeyen bir hikâye vardı. Alyoşa bende hiçbir merak uyandırmadı. Nataşa ile aynı duyguların etrafında dönüp durmak bir yerden sonra yordu. Kitap ilerlemedi, sadece uzadı. Nelly (Elena) girince bir an toparlar gibi oldu, tempo biraz yükseldi. Ama bu, kitabı taşımaya yetmedi. Ben bu kitapta bir kırılma, bir yoğunluk, bir “işte burası” anı aradım. Bulamadım. Evet, anlatılan şey kötü değil: ezilmiş insanlar, haksızlık, acı… Ama bunlar bir noktadan sonra tekrar etmeye başladı. Ve ben şunu düşündüm: Anladım, peki neden hâlâ anlatıyorsun? 290 sayfa okudum. Bu az bir şey değil. Ama buradan sonra devam etmek okumak değil, zorlamak olacaktı. Bu kitap kötü mü? Belki değil. Ama bana göre değil.
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,8bin okunma