Okuma süreci boyunca karakterin parçalanmış gerçeklik algısına ve iç monologlarına hapsolmak, anlatıyı oldukça tekinsiz ama bir o kadar da sürükleyici bir noktaya taşıyor. Kim Young-ha, Alzheimer’ın o boşluklu yapısını zihnimize sızdırırken, bizi ustaca kurgulanmış bir manipülasyonun içine çekiyor.
Kitap boyunca kendimizi bir anda katille empati yaparken, hatta onu geçmişindeki günahlardan sessizce azat edip affederken buluyoruz. Ancak yazarın anekdotlarla ördüğü bu "sempati köprüsü" finalde bizi bekleyen o sert gerçeklik duvarına çarptığı an paramparça oluyor.
Kendi ahlaki pusulasını sorgulamak ve bir yazar tarafından sinsi bir şekilde kandırılmayı dert etmeyenler için sarsıcı bir deneyim. Kesinlikle önerdiğim, zihin açan bir eser.