Eylül

Eylül
@Eylul211
Seninle tanışmak kaderdi belki, Ama sana aşık olmak Kalbimin en güzel kararıydı… “İYİKİM”
Sevdiğim adam.. Karanlıklarımın tek ışığı. Bir babadan çok daha ötesi olduğunu bilmek,sana olan sevgimi her geçen gün biraz daha büyütüyor. Çünkü bir insanın kalbini en güzel çocuklar anlatır bunu bilirim. Bir çocuğun gözlerindeki güven, onun nasıl bir insan olduğunu sessizce söyler. Miniğin gözlerinde gördüğüm o güven senin nasıl güzel bir baba olduğunun en büyük ispatı benim için. Ve sen sadece sevdiğim adam değilsin, aynı zamanda dünyanın en güzel kalplerinden birine sahip bir babasın benim içimde. Eksik kalanları tamamlayan, Sevgiyle iyileştiren, Sarıp sarmalayan, Koruyan,kollayan. Ev güvenli limansın sen. Bazen seni izlerken içimden uzun uzun susuyorum. Çünkü bazı duyguların sesi olmuyor. Bir çocuğun saçını okşayışında, bir gülüşünü duyunca gözlerinin içinin parlayışında, yorulsan da sevginden hiçbir şey eksilmeyişinde öyle güzel bir yanın var ki. İnsan sevdiği adamın merhametini gördükçe daha çok seviyor. Ben de seni öyle seviyorum işte. Dokunabileceğin tüm kalplere dokunuşun, İçinde yer edenlerin güzelliği öyle sarıp sarmalıyor ki içimdeki çocuğu. Belki bu yüzden hayallerim hep sana çıkıyor. Belki bu yüzden geleceği düşündüğümde aklıma bir tek sen geliyorsun. Çünkü ben yalnızca seni özlemiyorum. Seninle yaşayacağım günleri de özlüyorum. Henüz gerçekleşmemiş anıları bile özlüyorum bazen. Hayalini kurduğum küçük bir kız çocuğu var benim. Gözleri gülerken sana benzeyen, ellerini tutarken kendini güvende hisseden, sen eve geldiğinde koşarak boynuna sarılan bir kız çocuğu. Onun saçlarını toplarken yüzündeki sabrı, düştüğünde onu kaldırışını, korktuğunda sımsıkı sarılışını hayal ediyorum.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hoş geldin kadınım benim hoş geldin ayağını basdın odama kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi güldün, güller açıldı penceremin demirlerinde ağladın, avuçlarıma döküldü inciler gönlüm gibi zengin hürriyet gibi aydınlık oldu odam…🫂 Kadınımmmmm… ❤️ Benim en güzel yanım, en huzurlu limanım… Hiç eksilme olur mu? Çünkü sen eksilirsen, içimdeki en güzel şey de eksilir. 🫂 Sana bir iyi, bir de kötü haberim var sevgilim… Önce iyisinden başlayayım; Artık hiçbir sabaha bana küs uyanamayacaksın. Çünkü her gününü sevgimle sarıp sarmalamaya, yüzünde bir tebessüm bırakmaya niyetliyim. Elin yüzünde her yeni gün görmek isterim. Şimdi sıra kötü haberde… Her sabah beni çekmek zorunda kalacaksın. ☺️ seni ne kadar sevdiğimi anlatışımı… beni, her halimle her sabah çekmek zorunda kalacaksın. Yok öyle küs uyanmak🫂 Ama biliyor musun? Ben de her sabah seni sevmeye, sesini özlemeye, gözlerini düşünmeye ve seni kalbimde seve seve taşımaya, gözümü seninle açmaya dua ediyorum🙏 Bu yüzden aslında o kötü haber ikimiz için de en güzel haber olabilir…
Seninle küs uyandığım hiçbir sabah olmasın istiyorum. Tıpkı bugün olduğu gibi, gözlerimi açtığımda ilk seni görmeyi, elin yüzündeki o huzuru izlemeyi diliyorum. Bu ayki kitabını da getiririm sevgilim… Hem de seve seve, büyük bir mutlulukla getiririm. Yeter ki yanımda ol, yeter ki her yeni güne seninle başlayayım.. Seni çok seviyorum 🫂 21 Haziran 2026 11:16
Sevmek zor işmiş. Bir de zor olanı sevmek var ki, insanın omuzlarına bambaşka bir yük bırakıyormuş. İçinden sağlam çıkabilmek ise hepsinden daha zormuş. İnsanın içi bağıra bağıra konuşurken, dilinin susmak zorunda kalması ne kadar ağırmış meğer. Hayatımda ilk defa birini kaybetmekten korkuyorum. Kaybetmeyeceksin deme. insan başkasından değil, kendinden de korkarmış. Bunu da yaşadım. Korkularının farkında olmak, onları susturamayacağını bilmek ve yine de susmak zorunda kalmak… Bugün uzanıp uzun uzun uzakları izledim. Sonra kitabımın bir sayfasına şu cümleyi yazdım “Hayatımda ilk defa kendimi çaresiz hissediyorum.” Ben hiç çaresiz hissetmedim kendimi biliyor musun? Ne zaman çıkmazda kaldığımı düşünsem mutlaka bir yol aradım. Bir kapı kapanırsa başka bir kapı bulmaya çalıştım. Vazgeçmedim. Çözüm aramaktan hiç vazgeçmedim. Ama ilk defa… Evet, ilk defa kendimi çaresiz hissettim. Çaresizlik… Hiç sevmediğim bir kelime. Hatta hayatıma yakıştırmadığım bir duygu. Çözüm bulamamak, Elinden hiçbir şey gelmemesi, Kendini bir çıkmazın tam ortasında hissetmek… Tam olarak buymuş çaresizlik. Elden bir şey gelememesi. Bundan hep nefret ettim. Çünkü ben, ölüm dışında her şeyin bir çaresi olduğuna inananlardanım.
Kırk küsur yıldır seni tanır gibiyim. Sanki adını bilmeden önce de tanıyormuşum seni. Çocukluğumun en kuytu köşelerine, henüz ne olduğunu anlayamadığım bir özlem gibi bırakmışlar seni. Yıllarca neyin eksik olduğunu bilmeden yaşamışım da, şimdi dönüp baktığımda o boşluklarım hep sana aitmiş gibi. Her yanım seninle dolu. Göğsümün tam olarak neresinde kök saldığını bilmiyorum ama dalların ruhumun en uzak köşelerine kadar uzanmış gibi. Görmediğim bir yerden sürekli kulağıma fısıldıyor sesin, Bazen bir şarkının kısacık cümlesinde buluyorum seni, Bazen bir şiirin ikinci mısrasında, Sevdiği kadına yazdığı bir mektup sonunda, Yada sevdiğine bıraktığı bir kısa hatırada, bazen gecenin sessizliğinde, Yada günün en yoğun anında, bazen de hiçbir sebep yokken kalbimin içinde, Ama hep bir yerlerde buluyorum seni. İnsan bir insanı ne kadar sevebilir diye bir yazıya denk geldim, Bir sürü cevaplar gördüm, Kimi dünyalar kadar sevdiğini söylemiş, Kimi canından çok sevdiğini, Kimi herşeyden vazgeçeceğini söylemiş, Kimi sevdiği için kendinden geçeceğini! cevabını tam olarak bulamadım. Ama tek bildiğim şu ki seni severken ölçülerin anlamı yok. Çok kelimesi de çok değil. Dünyalar kadar kelimesi de dünyalar kadar değil. Dün sevginin insanı gerçekten iyileştirdiğini anladım. Tam olarak kaç saat uyuduğumu bilmiyorum. Seni uyuttuktan sonra biraz yıldızları seyredeyim dedim. Gökyüzüyle de paylaştım mutluluğumu,