Var olan her şeyi dikkatle incele ve her şeyin zaten çözülüp dağılmaya başladığını, bu çözülüp dağılma sürecini, ya da doğanın her şeyi ölmek için yarattığını düşün. Marcus Aurelius
Şu geceyi nasıl atlatacağım, bu derde devayı nasıl bulacağım, bu yarayı nasıl saracağım diye kara kara düşünüyorsun, sonra onları hallediyorsun. Ardından, onları aşıp yenileriyle mücadele ediyorsun. Hayat tamamıyla bir şeyleri aşmaktan ibaret. İşte her şey aşılıyor, zaman her şeyi silip süpürüyor. Biraz zaman geçince her şeyi unuturuz, biraz zaman geçince de her şey bizi unutur.
Ve ben, bu gece, yaşamın belirli bir saydamlığı karşısında hiçbir şeyin önemi kalmadığı için kişinin ölmek isteyebilmesini anlıyorum. Bir insan acı çeker, mutsuzluk üstüne mutsuzluğa uğrar. Katlanır bunlara, yazgısını benimser, iyice yerleşir içine. Saygı görür. Sonra, bir akşam, hiç: bir zamanlar çok sevdiği bir dostuna rastlar. Dostu biraz dalgın konuşur onunla. Eve dönünce, adam kendini öldürür. Sonra gizli dertlerden, bilinmeyen acılardan söz edilir. Hayır. İlle de bir neden gerekirse, dostu kendisiyle dalgın konuştuğu için öldürmüştür adam kendini.