İnkar, gerçekliği iki aşamada reddetmek olarak tanımlanabilir:
mevcut anda gerçekleşenleri ve hissi reddetmek. Küçük bir kızın büyüdüğünde aşırı seven bir kadına dönüşmesinde inkarın oy nadığı rolü ele alalım. Örneğin, çocukluğunda ebeveyninden biri evlilik dışı ilişkiler nedeniyle geceleri eve nadiren geliyorsa, küçük kız kendi kendine ya da diğer aile bireylerinin telk i niyle annesi ya da babasının "işinin çok yoğun olduğunu" söyleyerek ebeveyni arasında bir sorun olduğunu veya anormal bir şeylerin döndüğ ü nü inkar eder. Böylece ailenin istik r arı veya kendi refahıyla ilgili bir korku yaşamaz. Ayrıca kendi kendine babasının çok çalıştığ ı nı söyler ki bu, gerçekli k le yüzleşse hissedeceği öfke ve utanç yerine ona şefkat duymasına neden olur. Hem gerçeği hem de gerçek lik l e ilgili hislerini inkar eder ve ona kolaylı k sağlayan bir düşlem dünyası yaratır. Bu şekilde yaşamayı sürdürdükçe kendini acıdan koruma konusunda uzmanlaşır fa k at aynı zamanda hayatına dair özg ü rce karar verme becerisini yitirir. İnkar mekanizması otoma tik olarak, davetsizce işlemeye başlar.