Esra zafer

Çocuklar işlenmemiş çamur gibidir. İyi ustalar elinde harika sanat eserleri ortaya çıkarırken acemi ellerde hayal kırıklığı olabilir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
….Mananın, nota ve ritme kurban edilmediği, ruhu besleyen bir ahenk arayışıymış musiki.. Kuşlar gibi uçmak, balıklar gibi yüzmek değil; insanlık onuruyla dosdoğru yolda dimdik yürüyebilmekmiş keramet.. Gece yaptığını gündüz unutmak, gündüz yaptığının hesabını gece verebilmekmiş ihlas.. Ve çepeçevre kuşatıldığımız onca nimet için Nimeti verene ufak da olsa bir teşekkür fırsatıymış namaz.. Keşke gözlüklerimizi çıkarıp bakabilsek.. Keşke olanı, olduğu gibi görebilsek.. Ruhumuzun ufkunu görmeye mani şu önyargı duvarlarından kurtulabilsek…
Karşında duran bu vezir de bir zamanlar piyondu. Sana tahtanın yolunu gösterebilirim Süleyman. Hazır olduğunda bekliyorum. Gözümden süzülen bir damla yaşa, nihayet gönlümden gelen o kelime eşlik ediyor. “Usta… nerdesin?”
Çocuk, sevdiği kadar yaklaşır, sevdiği kadar yüreğine alır, sevdiği kadar model alır.
Aileler, söylendiği gibi , ağaçlara benziyorlarsa, birbirine dolaşmış kökleri ve tuhaf açılar yaparak uzanan bireysel dallarıyla ağaçsı yapılarsa, aile travmaları da kabuktaki bir kesikten damlayan yoğun, şeffaf reçine gibidir. Damla damla akar durur nesilden nesile.