Hayat, gülünç bir kıssa,
inanılmaz ve ahmakça bir masal değil midir? Acaba ben kendi masalımı yazmıyor muyum? Fakat masal, her anlatanın, miras
aldığı ruh durumunun sınırları içinde, tasarlayıp da eremediği
dilekler için bir çözüm, bir kaçış yolu ancak
Odamı sınırlayan dört duvar arasında, varlığımı ve düşüncelerimi kuşatan hisarın içinde ömrüm azar azar eriyor bir
mum gibi, hayır, yanlışım var, ömrüm bir oduna benziyor,
ocaktan düşen bir oduna: öteki odunların ateşinde kavrulmuş,
kömürleşmiş, ama ne yanmış, ne olduğu gibi kalmış bir oduna
benziyor. Fakat diğerlerinin dumanından, soluğundan boğulmuş.
Canlılar dünyasıyla aramdaki bağlar koptu kopalı, önümde biriken şeyler geçmişin anıları herhalde. Geçmiş, gelecek, saat, gün, ay ve yıl hepsi aynı şey. Değişik dönemler, çocukluk, gençlik, ihtiyarlık, benim için boş sözlerden başka bir şey değil bunlar.