Eğer bu kadın iş hayatına atılsaydı, suni ipek üreticisi ya da borsadaki kodamanlardanbiri olsaydı, Fernham’e iki-üç yüz bin pound bırakmış olsaydı, biz bu gece rahatça otururduk, konuşma konumuz da arkeoloji, botanik, antropoloji, fizik, atomun yapısı, matematik, astronomi, izafiyet, coğrafya olabilirdi. Eğer Mrs. Seton ve annesi ve onun da annesi para yapma sanatını öğrenmiş olsalardı, babaları ve onlardan önce gelen büyükbabaları gibi paralarını kendi cinslerine uygun öğretim üyelikleri, okutmanlıklar, ödüller ve burslar tesis edilmesi için bırakmış olsalardı, biz burada tek başımıza keklik eti ve bir şişe şarapla gayet ölçülü bir yemek yiyebilirdik; bize cömertçe bahşedilmiş mesleklerden birinin koruması altında olacağımıza güvenerek, zevkle geçireceğimiz onurlu bir hayatı dört gözle bekleyebilirdik. Araştırmalar yapabilir, yazı yazabilirdik; dünyanın kutsal mekânlarında gezinebilirdik; Partenon’un basamaklarında düşüncelere dalarak oturabilir ya da sabah onda bir büroya gider, eve rahatça saat dört buçukta dönüp birkaç şiir yazabilirdik. Öte yandan, Mrs. Seton ve benzerleri on beş yaşında iş hayatına atılmış olsalardı, Mary diye biri –işte tartışmanın takıldığı nokta burasıydı– olmazdı