… Mustafa Kemal, 25/26 Nisan 328 tarihi ile ve Derne Osmanlı Kuvvetleri Komutanı imzası ile yazdığı bir mektupta der ki: "Bilirsin, ben askerliğin her şeyden fazla sanatkârlığını severim…
… Okurlarım birinci ve üçüncü imtihanlarının ne olduğunu merak edeceklerdir. Sırası değilse de kendinden aldığım gibi anlatayım: "Birinci imtihan Harbiye'de ve subay olduğum sıralarda başımdan geçenlerdi. Üçüncü imtihan, Dünya Harbi'nde beni Doğu Cephesi'ne gönderdiler. Her şey bozuk. Ordu bitkin. Kendi şerefimi ve orduyu kurtarmak lazım. Uzun bir savaşma ile başardım. Bu tecrübeler bana sabrı, bir fikre bağlanmayı ve o fikirde durmayı ve sonra da insanları öğretmiştir."
… Yıllar sonra bana yetişme yolunda Libyadaki savaşında ikinci imtihanını verdiğini anlatmıştı:
- Orada subay sıfatlı haydutlar vardı. Elleri tabancalarında idi. Fedai ve kabadayı. Bunlar kızınca öldürmekle tanınmışlardı. Benim için ya ölmek ya bunlara emretmek lazımdı. Silahıma tutundum. Çadır altında şiddet gösterdim. Sert davrandım. Emirlerimi kendilerine geçirdim. En sonunda hepsine hükmettim…
… Kültürü kıt, dünya görüşü dar, fakat namuslu bir adamdı. Nitekim Atatürk öldükten yıllarca sonra Kuva-yı Milliye devrinin Kâzım Karabekir Refet Bele ve Ali Fuat Cebesoy gibi "büyük” tanınmışlan ile bir toplantıda:
Hiçbirimiz olmasaydık, Kurtuluş Savaşı'nı Atatürk gene başarırdı. Ama o olmasaydı hiçbirimiz onun yaptı ğını yapamazdık, deme dürüstlüğünü göstermiştir…