Fırat DOĞAN

Fırat DOĞAN
@FIRATDOGAN
Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa yıldızlara bakmak mutluluğunuz için yeterlidir. Küçük Prens
Hayatımın en mutlu ânıymış, bilmiyordum. Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? Evet, bunun hayatımın en mutlu ânı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu…
Sayfa 11 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okuyacak
Edebiyat & Roman
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
An Gelir
an gelir paldır küldür yıkılır bulutlar gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet o eski heyecan ölür an gelir biter muhabbet şarkılar susar heves kalmaz şatârâbân ölür şarabın gazabından kork çünkü fena kırmızıdır kan tutar / tutan ölür sokaklar kuşatılmış karakollar taranır yağmurda bir militan ölür an gelir ömrünün hırsızıdır her ölen pişman ölür hep yanlış anlaşılmıştır hayalleri yasaklanmış an gelir şimşek yalar masmavi dehşetiyle siyaset meydanını direkler çatırdar yalnızlıktan sehpada pir sultan ölür son umut kırılmıştır kaf dağı'nın ardındaki ne selam artık ne sabah kimseler bilmez nerdeler namlı masal sevdalıları
… Doğrusu askerden de yorulmuştuk. Enver'in yerine bir adam aramıyorduk. Bizi Enver'den de onun yerine geçeceklerden de kurtaracak, bir türlü tarif edemediğimiz bir memleket şartı arıyorduk. Üç harp, üçü de birbirinden beter harp, vatanı parça parça eden üç harp, destanlara el'aman dedirmişti. Her türlü kahramandan korkuyorduk. Fakat Birinci Dünya Savaşı bozgunundan sonra denizden düşman donanması ve Yunan zırhlısı Averof, karadan Franchet d'Esperey İstanbul'a girdiğinden, vatan ve sancak ayaklar altına düştüğünden, padişahla vezirleri Afrika’daki kabile şeyhleri gibi aşağılaştıklarından beri, Mustafa Kemal'e Pera Palas'ın alt kat salon penceresinde veya caddede rastladığım vakit: - Acaba? derdim. Yalnız bağlayıcılığı, çekiciliği ve inandırıcılığı kalmıştı. Ama ne yapacaktı? Nerede ve nasıl yapabilirdi?..
Sayfa 91 - Pozitif Yayınevi·Kitabı okudu
… Enverci subayların da onun üzerine hikâyeleri vardı. Mesela Doktor Nazım ve bir nüfuzlu İttihatçı aralarında konuşmaktaymışlar. Enver Paşa birden bire içeri girince susmuşlar. Başkumandan merakla: Herhålde bana dair bir şeyden bahsediyorsunuz. Söyleyin bana! demiş. Mustafa Kemal'in niçin terfi ettirilmediğini konuşuyorduk, cevabını vermişler. Enver: - İşte! demiş ve cebinden Çanakkale kahramanını generallik rütbesine çıkaran tezkeresini göstermiş. Sonra şunu ilave etmiş: Ama biliniz ki onu paşa yapsanız padişah, padişah yapsanız Allah olmak ister…
Sayfa 90 - Pozitif Yayınevi·Kitabı okudu
Enver Paşa...
… Önce Dimetoka'ya gidecektik. Burası, galiba bir kolordu merkezi idi. Sonradan anladığıma göre, Hacı Adil Bey'in bir görevi de Enver'le bu kolordu arasındaki bir anlaşmazlığı yatıştırmak, bir soğukluğu gidermekti. Olay şu imiş: Müttefikleri ile harbe tutuşan Bulgarların Edirne'de dayanma imkânı yoktu. Yürüyüşe karar verdikten sonra, durum öyle imiş ki, şehre Fahri Paşa kuvvetleri girmeli imiş. Halbuki Enver, süvarilerini koşturarak Edirne'ye varmış ve gazetelerin gündelik kahramanı olmuş. Fahri Paşa'nın yanında Enver'in iki rakibi varmış: Fethi Bey, Mustafa Kemal Bey! Biri kurmay başkanı, öteki harekât şubesi müdürüymüş. Bunlar Envere kızmışlar. Halbuki üçü de İttihat ve Terakki'nin ileri gelen asker üyelerinden imişler. Hacı Adil Bey, o buhranlı günlerde bu üç ordu genci arasındaki dargınlığın derinleşmesini önlemek için çalışacakmış…
Sayfa 88 - Pozitif Yayınevi·Kitabı okudu