Fırat DOĞAN

Fırat DOĞAN
@FIRATDOGAN
Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bile bulunsa yıldızlara bakmak mutluluğunuz için yeterlidir. Küçük Prens
… Yaşlar, gözlerinden bol bol akıyordu. Koynundan bir ak çevre çıkararak gözlerini sildi. Birden, bir şey hatırlamış gibi çevreyi açarak baktı: Bu, Gökçen'in çevresiydi. Üstünde kanı ile yazdığı yazı vardı: "Yine geleceğim..." Bunu, şimdi kaybolan şifalı suyun başına bırakmıştı. "Yine geleceğim.” Yazıyı okuyunca Deli Kurt'un gözlerinden yaşlar boşandı. "Artık gelmeyeceksin!" dedi ve gözlerini silerek ilave etti. "Bu sefer ben sana geleceğim..."
Sayfa 244 - ÖTÜKEN NEŞRİYAT·Kitabı okudu
Reklam
… Gözünde alay beğliği, şehzadelik yoktu. Hattâ Melek Hatun'la kızlarını, hattâ küçük İsa'yı bile düşünmüyordu. Gözünde ancak Gökçen vardı. Çılgın bir sevgiye tutulmuş olduğunu anlıyordu. Gökçen... Büyücü, dünya güzeli Gökçen... İnsanüstü, peri kızı Gökçen... Sonra onun kavalı... Hele billûr sesi... Hele gözleri... Yeşil ışıklar saçan gözleri...
Sayfa 238 - ÖTÜKEN NEŞRİYAT·Kitabı okudu
… "Beni sen yaşattın Gökçen! Üstümde büyük hakkın var. Gelmezsem hakkını helâl et!" dedi. - "Bütün hakkım helâl olsun ama döneceksin." Gökçen bunu söyleyerek anasının yeni hazırladığı emden Deli Kurt'a verdi. Vedalaştılar. Biraz uygunsuz düştü ama Deli Kurt, bu kadar sevdiği kıza sarılmaktan kendini alamadı. Gökçen de ona sarılmıştı. Öpüştüler. Deli Kurt, dünya güzeli Gökçen'in dudaklarıyla kavrulmaktaki tadı, dirliği boyunca unutamazdı. Ölürken en son anacağı an da bu an olacaktı…
Sayfa 226 - ÖTÜKEN NEŞRİYAT·Kitabı okudu
… Gökçen, çevik bir sıçrayışla atından atladı ve sağrısındaki yancığa el atarak: "Sana getirdim!" dedi. Bu, bir kavaldı. Deli Kurt ne diyeceğini şaşırdı. Kısa bir susma oldu. Sonra Gökçen'in billûr sesi havayı titretti: "Yarın yine savaşa gidiyorsun, değil mi sipahi? Dört yıl seni bekledim. Geleceğini biliyordum. Sabaha kadar daha epey zaman var. Bu zamanı seninle dipdiri konuşarak geçirmem için şifalı suda yıkanmalıyım. Günlerdir at sırtında uyumadan geldim. Beklersin değil mi?" - "Yıkan Gökçen... Suyunu ben çekerim..." Deli Kurt, kuyuya doğru yürüdü ve oluğu doldurmağa başladı…
Sayfa 225 - ÖTÜKEN NEŞRİYAT·Kitabı okudu
Vay be...
… Evet, gözlerinden bir perde kalkmış, aydınlığa çıkmıştı. Fakat bu korkunç bir aydınlıktı. Saçtığı ışıkla o kadar muhteşem bir gerçeği aydınlatıyordu ki, korkmamaya imkân yoktu. Demek ki kendisi bir Osmanlı şehzadesiydi. Yani her an Azrail'in kılıcı altında yaşayan birisi. Buna sevinmek mi, yerinmek mi gerektiğini anlamadan Satı Ana içeri girdi, gülüyordu: "Müjdeler oğul" dedi. "Gürbüz bir oğlun oldu. Adını ne koyalım?" Deli Kurt, gürler gibi cevap verdi: - "İsa olsun!"…
Sayfa 217 - ÖTÜKEN NEŞRİYAT·Kitabı okudu
Reklam