… Ey hüzünlü genç! Yakında, yakında mutlu olacaksın. Senin defnen henüz olgunlaşmadı ve mersinlerin soldu: çünkü sen, tanrısal tabiatın rahibi olmalısın ve içinde şairlik tohumları filizleniyor artık.
Ah! Seni gelecekteki güzelliğin içinde görebilseydim! Hoşça kal!
… Ama ey aşk, bu kadar matem yetsin artık! Beni izleyip gece-ime girdin, gel şimdi! Bırak senin ışığının peşinde olayım, bırak geri dönelim güzel gönül! Huzurunu tekrar göreyim, mutlu tabiat! Barışçıl yüzünde taşkınlığım hiç canlanmamak üzere yatışsın!..
… Ağaçları da selâmla, sana ilk kez rastladığım ağaçları ve gezdiğimiz dereleri ve Angele'nin o güzel bahçelerini! Ve bırak sevgilim! Hayatım bu arada sana rastlasın. Hoşça kal.
… Sadık ruh! Demek istediğim, mezarıma gelirsen beni düşün! Ama onlar beni herhalde sevdiğim kaynak ve nehirlerin birleştiği denizin dalgalarına atacaklar. Ve ben kalıntılarımın derinlere inmesini seve seve seyrederim. Orada bulut yükselir ve sevdiğim dağları ve yaylaları doyurur. Ya biz? Ey Diotima! Diotima! Birbirimizi biz tekrar ne zaman görürüz?