… "Osmanlı!... Gökçen'in de sende gönlü var. İleride sevginin azalmayacağını bilsem bu iş şimdiden olsun derdim. Birbirinize denksiniz. O çok güzel ve yiğit olduğu gibi, sen de yakışıklı ve çok yiğit kişisin. O, çoban kılığı içinde yüce bir soydan geldiği gibi, sen de sipahi kılığı içinde büyük bir beğ soyundansın. Ama sonunuzu göremiyorum sipahi..."
… "Ben de Türküm ama Müslümanım da... Senin dinini öğrenmek istiyorum."
Kadın bir zaman sustuktan sonra şu cevabı verdi:
“Biz insanları dinlerine göre değil, soylarına göre ayırırız…”
… “Bacım! Sen gerçekten Müslüman değil misin?"
"Oğul! Siz Osmanlılar da Karamanlılar gibi insanın yüreğindeki nesneye mi karışırsınız? Müslüman olup olmadığımı niye soruyorsun? Türk olduğum yetmiyor mu?"
"Yanlış anlama bacım. Niçin Müslüman değilsin diye sormuyorum. Müslüman değil misin, değilsen nesin diye soruyorum."
- "Müslüman değilim."
- "Nesin?"
- "Türküm dedim ya..."
… Şeytan Dağı'ndan ayrılalı iki gün olduğu halde Deli Kurt, içinden hep Kara Çoban'ın sözlerini tekrarlıyordu: "Masalda da, gerçekte de kalbi olmayan bütün kızların adı Gökçen'dir..."