… Amcası Tımarlı Sipahi iken Çakır'a Türk usulü silme tokat atmasını öğretmişti. Hasmının yüzüne şiddetle indikten sonra onu silerek ayrılan bu tokat yaman şeydi. Ağaç gövdelerine tokat atarak idman yaparken onun yamanlığını pek anlamamış, fakat bir gün, yakınındaki Rum köyünden üç çocukla kavga ederken nasıl nesne olduğunu görmüştü. Öyle ki, içlerinden biri ve en irisi tokatı yiyip devrilince öteki ikisi tabana kuvvet kaçmış, yaşıtları arasında en hızlı çocuk olan Çakır onlara yetişememişti. Doğrusu, kaçan Rum'a yetişmeye imkân yoktu. Bu onlara Tanrı vergisiydi.
… İnsanlar bitki mutluluğuyla başladılar ve yetiştiler, olgunlaşana kadar. O andan itibaren durmaksızın bozuldular, içten ve dıştan, ta ki şimdi insan soyu dağılıp bir kaos gibi karışıncaya, hissedip gören herkesin başı dönünceye dek…
… Ah! Sen günahsız kız, bir zamanlar bizim dağdan aşağıya senin evine götüren basamakları parmaklarınla sayarken gezintilerini, eskiden oturduğun yerleri bana gösterirken ve o sırada zamanın nasıl geçtiğini bana anlatırken, sonunda derdin ki şimdi, sanki ben eskiden beri yanındaymışım gibi.-
Zaten biz eskiden beri birbirimizin değil miydik?