Bize beslenen sevginin boyutu taleplerimiz, fedakarlıklarımız ya da ihtiyaçlarımızla değil, kendi sevme kapasitemizle orantılıdır. Sevme kapasitemiz de birey olma kapasitemize bağlıdır. Özünde sevgi, vermek anlamına gelir; vermekse kendini hissetme olgunluğu gerektirir.
Ne istediğini bilmek, basitçe, olgunlaşan insanın kendi değerlerini seçebilme becerisinin temeldeki karşılığıdır. Kişinin olgunluğu, hayatını kendi seçtiği amaçların etrafında kurmasıyla belirlenir.
Kendini güçsüz hisseden kimse zorbalaşır, daha da güçsüz olanlarsa kabadayılaşır; el kol oynaması, çok konuşma, ukalalık yapma ve işi yüzsüzlüğe vurma eğilimi bir kişi yahut gruptaki gizil endişenin başlıca belirtilerindendir.
İnsanlık ancak potansiyellerini gerçeğe dönüştürebildiğinde mirasçısı olduğu en derin neşeyi yaşar.
Neşe güçlerimizi kullandığımızda ortaya çıkan bir duygudur. Hayatın amacı mutluluktan ziyade neşedir, çünkü insan olarak doğamızın gereklerini yerine getirmenin sonucunda neşeleniriz.