Dünya sevgisi her türlü yanlışın başı, her türlü noksanın temeli, her türlü fesadın kaynağıdır. Gerçek şudur ki, dünyalık şeylere sırf azık için yahut ahiret yolunda bir destek olsun diye yönelmek dışında bir amaçla yönelen ve böylece iç dünyasında dünya sevgisini yerleştiren kimse, namazda Allah ile münâcâtın (O’nunla başbaşa olup O’na dua etmenin) lezzetine ermeyi asla ümit etmemelidir.
Zikirden maksat, harflerin ve kelimelerin iç dünyaya, kalbe tercüman olmasıdır. Bunun gerçekleşmesinin tek yolu da o harflerin telaffuz edildikleri esnada kalbin de hazır bulunması, ona yönelmesidir.
Namaz; dinin direği, iman kuvveti ile hakkı âyan beyan görmenin yolu, kulları ilahi huzura yakınlaştıracak yolların en üstünü, ibadetlerin en azizidir.
Mutluluk dış gerçekliğe ve kaynaklara göre değil iç gerçekliğe ve kaynaklara göre üretilir. Mutluluk, “Daha iyi bir hayatım olsa ne yapardım?” demek yerine, “Sahip olduğum hayatla daha iyi neler yaparım?” demektir.
İman, kalpte önce beyaz bir parıltı olarak belirir. Kul salih ameller işledikçe bu parıltı büyür ve artar, sonunda kalbin tamamı bembeyaz olur. Nifak ise kalpte siyah bir nokta olarak başlar. Kişi haramları işlemeye devam ettikçe bu siyah nokta büyür, sonunda kalbin tamamı kararır ve mühürlenir. İşte bu, Allah’ın kalbi mühürlemesidir.