Ne de yorgun artık insanlar…
Herkes bıkmış, suskun, çaresiz…
Bir o kadar da yorgun ve sitemkâr.
Mutluluk, çoktan terk etmişti aziz toprakları.
Halen daha bedel mi ödemeliydik?
Halen daha her gün defalarca ölmek mi düşmüştü payımıza?
Yorgundu artık bu toprak…
Yorgundu hayaller,
Yorgundu geleceğe dair umutlar.
Olmayan yarınlara tutunuyordu gençler,
Geçmişe hasretti yaşlılar.
Ölüyorduk sanki…
Her gün, her saat, içimizden bir şeyler kopuyordu.
Kimisi paranın kölesi olmuştu,
Kimisi yarınki yemeğini düşünmekten başını kaldıramazdı
Sahi ya, biz kimdik gerçekten?
Atatürkçü müydük, Fatihçi mi?
Türk mü, Kürt mü?
Batılı mıydık, Arapçı mı?
Sanırım… hiçbiriydik.
Tüm güzel şeyleri bir kenara bıraktık da,
İnsan olmayı bile başaramamıştık.
Ve biz…
Eleştirmekten başka bir şey bilmez olmuştuk.
Herkes suçu başkasında arardı.
“Bu ülkeye ne katabilirim?” değil,