Zülfü Livaneli ile tanıştığımda ortaokula gidiyordum. Adana Akdeniz FM radyoda " ey özgürlük" şarkısını abimlerle yüksek sesle söylediğim yıllardı. Liseye geçince yazar kimliğiyle tanışmış,Leyla'nın Evini okumuştum. O zamanlar bu kadar etki uyandırmamış olsa gerek yazarın diğer romanlarını okumamıştım. Yaşar Kemal belgeseli izlerken Livaneliyle tanışıklıklarından kaynaklı Livaneli okuması yapma gereksinimi hissettim. Sizlerle de okuduğum eser hakkındaki fikirlerimi paylaşmak isterim.
Eser 330 sayfa, totalde 27 bölümden oluşmaktadır. İçerikleri yansıtan başlıklarla bölüm girişlerini yapmış yazar. Ve kitabı okurken ortam ve kişi tasvirleriyle birleşen, okudukça, film izler gibi muhayyilenizde olayları, eşyaları, kişileri canlandırdığınızı göreceksiniz. Benzetmeleri ve anlatımıyla merak duygunuzu asla yitirmiyorsunuz.
"Kimse kimseyi bilemez. Çünkü herkesin anlattıklarının bir kısmı kurgudur, kiminde daha az, kiminde daha çok."
Kurgu yazılar, yaşam içerisinde, diğer insanların yaşadığı, yaşama ihtimali olduğu tahmin edilebilir olayları kendimiz yaşıyormuşuz gibi anlattığımız zaman mı ortaya çıkıyor? Kurguladığımız olaylar, başkalarının gerçekleri midir? Zihnimde farklı sorular uyandıran bir kitap oldu.
Yazar hayatımızın bir döneminde karşılaşabileceğimiz, komşu, esnaf, yabancı uyruklu bakıcı profilini, onların yaşamından ayrıntılar vererek kendi mahallemizden biriyle özdeşleştirme imkanı vermiş. Olay örgüsü olayın içinde hissetmemiz sağlamıştır. Psikanalizle kurgusunu güçlendiren yazar beklenmedik sonla şaşırtıcı bir kapanış yapmıştır.
Keyifle okumanız dileğiyle...
Dip not: İlk kez yazılmış bir inceleme yazısıdır, sevgiler.