Simyacı
Simyacı, Paulo Coelho’nun evrensel bir arayışı sade bir anlatımla işlediği, modern zamanların masalsı bir felsefe romanıdır. Santiago adlı Endülüslü bir çobanın, gördüğü bir rüyanın peşinden yola çıkmasıyla başlayan hikâye, altın arayışının ötesinde “kişisel menkıbe” denilen içsel keşfi anlatır. Santiago’nun çölde, simyacıyla, aşk ve kayıplarla karşılaşması aslında insanın hayatın anlamını dışarıda değil; kendi içinde bulabileceğinin sembolüdür. Coelho’nun dili yalın, ama taşıdığı düşünce ağırdır: "Bir şeyi gerçekten istersen, tüm evren onun gerçekleşmesi için iş birliği yapar."
Roman boyunca doğa, evren, aşk, kaybolma ve tekrar bulma gibi temalar iç içe geçer. Simyacı, dış dünyada bir hedefe ulaşmaktan çok, o hedefe giden yolda dönüşen benliğe odaklanır. Hikâye Doğu mistisizmiyle Batı aklının harmanlandığı bir arınma metni gibidir. Santiago altını değil, kendini bulur. Coelho, bize görünmeyeni, sezgileri, kalbin sesini dinlemeyi öğütler. Bu yönüyle Simyacı, her yaştan okura hitap eden, zamansız bir yol haritasıdır. Çünkü herkesin içinde, bir gün yola çıkmak isteyen bir Santiago vardır.