KAVŞAKTA
Bütün bu döküntüler,
bu tarak birdenbire,
bu dişleri kırık tarak,
ne şişesi olduğu unutulmuş
bu şişe,
bir kablo parçası,
eski diş fırçası,
çatlaklar duvarda,
kullanılmış paslı çiviler,
bütün bu döküntüler,
koskoca bir deniz dışarda
kıbleden esen rüzgârla köpüklenen, ağaç, taş, bütün bunlar,
sararmış gazete,
örümcek ağları,
oraya, o hüzne götürecekken onu
taşçıların çekiç seslerini duydu uzakta,
umutla koştu pencereye,
taşçıları arandı,
ölüm dirim düğümünü çözmüş gibiydi yarı yarıya
OKTAY RİFAT