Sibel Güneşdoğdu

Sibel Güneşdoğdu
Binlerce kitabın okuru, binlerce sözcüğün yazarı...
Geliştirici Kitap Editörü/ Yazar
Dm'den Yazmayın Lütfen
İstanbul
364 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
  Şimdi soyunup duşa girmeli, suyun altında uzun süre kıpırtısız kalmalıyım. Çıktığımda saat öğleden sonrayı göstermeli. Sokağa fırlayıp yürümeliyim amaçsızca. Deniz kıyısına koşmalı, olta balıkçılarını izlemeliyim. Kovalardaki, leğenlerdeki istavritleri görünce, yine yüzleşmeliyim yazgımla. Kendimi o balıklarla, tutsak balıklarla özdeşleştirmeliyim. Ne bahar havası, ne de tepemdeki gürbüz güneş mutlu edebilir beni.    
Sayfa 29·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Penceremi, yüreğimi açtım geceye. Derin derin soluduğum ilkyazın kokularıyla çevremde dolanıyor rüzgâr, uzanıp yanaklarımı okşuyor. Bu dört duvar, daracık sığınağım. Bahçenin yeşil göğsünde göllenen su, akasya çiçekleriyle aydınlanıyor. Odamda koyu bir karanlık. Korkularımı sezdirmiyorum, köşelere saklanmış gölgelere. Susuyorum. Büyümeyi, ilerlemeyi, başarmayı amaçlarken geldiğim yerde, içimi acıtan bir şeyler var.  
Sayfa 27·Kitabı okudu
… Beni görünce annenin tüyleri diken diken oldu yine. Birlikte yaşadığımızı öğreneli durum bu. Bilmiyor ki eller ellere, ten tene değmiyor uzun süredir. Unutulmuş öpüşmelerin ağızda bıraktığı ıslak şeker tadı. Koştuğun, yürüdüğün, ağladığın, güldüğün her anını izlediğim, ruhumla, sabrımla aşkını beklediğim adam; sanki seni ben doğurmuşum. İlgimden sıkıldın belki de. Ama yalnızlığı sevmeyen çocuk yanlarım var, saf yanlarım, aptal yanlarım… Şimdi sen elimi ittikçe büyüdü tutkum. İsteklerim çözümsüz duygulara dönüştü. Kendimi ahlaksız, iki yüzlü, arada iyi, kötü, çirkin hissetmem de bundan; eksiklerimi biliyorum, beklentilerimin her şeye karşın beni sana tutsak kıldığını da…    
Sayfa 10·Kitabı okudu
… Otobandan çıktı otobüs, yerleşim yerlerinin yakınından geçiyoruz, evlerin, bahçelerin… Yağmur çiseliyor, damlardaki kiremitlerin kırmızısı canlanırken gün soluyor. Şimdi kentte büyük koşuşturma var, okulların dağılma, iş yerlerinin kapanma, insanların soğurulmuş enerjileriyle duraklara üşüşme saatleri yaklaşıyor. Toplu taşıma araçları karnını açmış, yutarcasına içine dolduruyor insanları tıka basa. Kaynama noktasında zaman. …adam, kadının ağzını öptü hoyratça... Elimdeki kitaptan aynı satırı art arda okuyorum. Uzaklara gitmek. Bir yolcu otobüsünün penceresinden bakmak kayıp giden yeşil tarlalara, çıplak dağlara... Sonra bir mola yerinde inmek, ıslak gecenin kokusuyla sarmalanmak. Yabancı kalabalığın ortasında gürültü, karmaşa. Dudak izlerinden öpmek çay bardağının ılık ağzını. Sayısız insanın uğrak yeri tuvaletlerin, su lekeleriyle desenlenmiş yorgun aynalarında gerçek yüzümü aramak… Öylece kalakalıyorum aynanın önünde. Giren, çıkan, çarpan, giysilerime sürünüp geçen kadınları, ortamdaki sidik kokusunu yok sayıyorum. Aynaya bakıyorum, kendime, bana, içime, bize, bizden kalanlara… Bir an önce eve varmalı, eşyalarımı toplamalıyım. Gidiyorum…
Sayfa 12·Kitabı okudu
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2022 77. kitabı
Eleştirmen- yazar Sevgili Ayşegün Korkmaz'ın Gitmek'le ilgili yaptığı inceleme: “Gitmek” İçimizde Bir Diyar Bazen gitmek isteriz. Kaçıp kurtulmak, sonsuza dek kaybolmak… Yollar çağırır bizi; mekânlar çağırır, insanlar çağırır. Yeni başlangıçların peşine düşeriz. Geride kalan her şey anlamını yitirir. Gitmek hayatı sıfırlamak anlamına gelir. Ama gittiğimiz yeri zaman içerisinde bıraktığımız yere dönüştürürüz. Çünkü kendimizi de birlikte götürürüz. Bu kısır döngü bir ömür devam eder böylece. Ne kadar uzağa gidersek gidelim yolculuğumuz kendimizde son bulur. Gitmek Sibel Güneşdoğdu’nun Ağustos 2022’de Can Gazalcı editörlüğü ile Edebiyatist Yayınevi’nden çıkan dördüncü kitabı. İçinde on altı adet öykü var. Yazar kitabın arka kapak yazısında bu konuyla ilgili şöyle söyler: "Gitmek, yalnızca bir sözcük değil, içimizde bir diyarın adı; istemsizce uzaklaşan kim varsa hepsi orada." Ön kapak Fransız sanatçı Auguste Rodin'in 1908 yılında tasarladığı The Cathedral adlı heykelden oluşur. İki ayrı kişiye ait iç içe geçmiş iki sağ eli gösterir heykel. Bunun son derece incelikli bir seçim olduğunu “Beni Hala Seviyorsan Bir Gün Kavuşuruz” adındaki son öyküyü okurken anlarız. “…iki sevgilinin aşkla yakınlaşmış sağ elleri, birbirini isteyen iki insanın doruğa ulaşmış duyguları... Sanki yaşamları boyunca sevişmek istemişler, yapamamışlar bunu, kavuşmanın acısıyla tutuşmuşlar, parmak uçları değse yetecek, susturacaklar gövdelerindeki özlemi.” (s.102) Konusunu gerçek hayatta yaşanmış hüzünlü bir aşktan alır öykü. Mektuplarla, fotoğraflarla belgelenir. Akıllarda şu soruyu uyandırır: “Sevmekten hiç vazgeçmemek, koşullar değişse de ölene dek, belki de öldükten sonra bile sevmek; mümkün mü?” (s.100) Kitaba adını veren öykü en başta yer alır. Her satırını nefesimizi tutarak okuruz.
GitmekSibel Güneşdoğdu · Edebiyatist Yayınları · 20225 okunma