Ben bu çağdan
etimle kemiğime nefret ediyorum.
Sadece aklımla değil,
bedenimde biriken yorgunlukla,
boğazıma düğümlenen suskunlukla.
Her şey ucuz,
sözler, insanlar, vaatler…
Ama yorgunluk pahalı,
yalnızlık derin,
samimiyet nadir.
Ben bu çağdan
etimle kemiğime nefret ediyorum,
çünkü sevmek hesap işi oldu,
dürüstlük “fazla” sayıldı,
susmaksa erdem sanıldı.
Herkes güçlü görünmenin peşinde,
kimse güçlü olmanın ne demek olduğunu bilmiyor.
Kırılmak ayıp,
kırmak normal.
Ben bu çağdan nefret ediyorum,
çünkü insan insanı tüketiyor
ve buna “hayat” diyorlar.