Filiz Atmaca

Huylanıp hassaslaşarak, kılı kırk yaracak bir durum yoktu. Neticede iki yetişkin olarak, karşılıklı konuşuyorduk. Ben sözlerden değil, bakışlardan tırsardım. Bakışların arkalarını sezer, sezgilerim doğrulanana kadar mecburen bekler, beklerken kafayı yerdim. Konuşunca mesele yoktu. Ayrıca bu devirde herkes en azından iki tane idi. Daha kalabalık olanları da görmüştüm.
Reklam
Birden, gidip düz ovada keklik avlama fikri geldi. V azgeçtim. Cevabı bana yetmemişti. Adama sorarlardı: “Kim ikiye böldü dostum seni?”
“Ayna,” dedim, “seni bölük bölük bölerim. ” “Denememeni tavsiye ederim,” dedi, “bölünerek çoğalırım ve çoğaldıkça fazla suret veririm, hoşuna gitmez.”
Sardığım tütün değildi, kâğıt da değildi. Kendimi, kendimle sarıyor, sarmalıyordum. Garip bir hafiflik gelmişti üstüme. Hem içimdeydi hem de ben onun içindeydim. Bıraktım kendimi, dibe indim.
“Otistik, ot gibi oturmaktan mı gelir?” diye düşündüm. Abuk sabuk düşündüğümü düşündüm, kalktım, bütün ışıkları söndürdüm.
Reklam