Bir girişi vardı kapıdan. Kendisinden önce geldi sıcaklığı. Kahkaha dolusu samimiyeti koynunda getirmiş. Şaşkın bakışlarım arasında yere değmeden yürüdü. Nasıl yaptı bilmiyorum, nefesimi okşadı. Sonra güzelliği başladı, bitmedi.
Sanki gezegene düşen ilk yağmurların altında, daha bir tür bile oluşturmadığımız zamandan beri... O an yine tek hücre olsa o hücreden tanırdım onu. Oysa ne sevgiye açtım ne sevgiliye açık...
Gülten Akın uyandığında gördük, ah kimselerin vakti yok durup ince şeyleri anlamaya öğrendik, sen kopmayı düğmeye değil ipliğe sor bir de ah, ama yaz bir kenara, unutma nerede bırakırsan bırak gül’de de, ten’de de kalıcıdır sevda...
Gaddar, kana susamış, at üstünde medeni dünyayı kana bulayan bir barbar olarak tanıtılan Cengiz Han, meğerse hiç öyle degil imiş. Genis ve ileri görüşlü lider, geri kalmış Avrupa’yı Asya ışığına, kültürüne boğmuş ve bu sekilde global uyanışın tohumunu atmış. Teknoloji, ticaret ve modern akımlar getirmiş Batı’ya Cengiz Han; modern dünyanın sekillenmesinin temelini atmış.
Günümüz de bizimle benzer mizah yapamaya çalışan ama yapamayan arkadasların atladığı şey şu: İyi şaka karşındaki zekâyı küçümseyerek yapılmaz. Tam aksine karşındakinin zekâsına hak ettiği ilgiyi gösterirsen yapabilir.