Aslında yapmamız gereken çok basit, ne zaman bir komplo teorisi görsek her birimiz şu soruyu sormalıyız: Basit olana inanarak hangi gerçeği gözden kaçırıyorum.?
Hayat iyi bir yerdi onunla birlikte. Sonra beraber iyi olmamaya başladık. Tekrar iyi olmak için bir şey de yapmadık. Uzun süre bitirmedik de. Birbirimize iyiymişiz gibi yaptık. Öyle bir his işte.
Bütün hikayelerin sonunda Ayten çok üzülüyor. Herkesi delirten bir üzüntü var çünkü hayatta. Herkesin bir katili. Her ceketin bir esas sahibi. Bir de böyle Ayten gibi emanetçisi işte, ömürlük bekçisi.
Böyle bir odada, çaydanlık kaynayadursun, şöminenin karşısındaki kanepede ayaklarını uzatıp oturmak, hiç yabancısı olmadığı bir şey gibi gelmişti: bir başına, tümüyle güvende, ne bir gözetleyen ne buyurgan bir duyuru, çaydanlığın fokurtusu ve saatin dostça tiktakları dışında ne bir ses ne bir nefes...
Biricik umut proleterlerdeydi. Buna sımsıkı sarılmak zorundaydınız. Söylendiğinde akla yatkın geliyordu ama sokakta yanınızdan geçen insanlara bir göz attığınızda , bunun bir inançtan öteye gitmediğini görüyordunuz ...