“Benim en sevdiğim taş, kaledir,” dedi sonra. “ Ona dikkat etmen gerektiğini düşünmezsin. Dürüst bir taştır. Gözünü vezirin, atın, filin üstünde tutarsın çünkü onlar içten pazarlıklıdır. Ama çoğu zaman kaleye yenilirsin. Dürüstlük her zaman bizim zannettiğimiz gibi bir şey değildir.”
“Benim burada ne işim var?” diye düşündüğünüz oldu mu hiç? Bir labirentin içindeymişsiniz ve kaybolduğunuzdan edinmişsiniz de,her bir dönemeci kendiniz yarattığınız için bu tamamıyla sizin suçunuzmuş gibi hissettiğiniz? Üstelik dışarı çıkmanızı sağlayacak birçok yol olduğunu da biliyorsunuz çünkü labirentten çıkmayı başarmış, dışarı da gülüşüp oynayan insanların seslerini duyuyorsunuz.
Bu kadar çok sayıda körü içeriye, mezbahaya meleye meleye giren koyunlar gibi girerken hayal etmek yerinde olmaz, evet körlerin de biraz sıkış tepiş durdukları doğru, ne var ki koyunların yaşam şekli budur zaten, daima böyle postları, nefesleri, kokuları birbirine karışarak yaşarlar.