“Yahu sana acıyorum.Etrafına daha aklı başında insanları toplayabilirdin!” Dedi
Fakat o, kurnaz bir gülümseme ile mukabele etti:
“Lüzumu yok. Aklı başında adamlarla hiçbir iş görülmez. Bize, itirazsız inanacak ve düşünmeden harekete geçecek insanlar lazım! Bu gençleri romantik bir takım emellerle bağlamak, onlara kabadayıca sergüzeştlerin hasretini duyurmak ve bugünkü hudutları dar gösterip büyük arzularla beslemek ve böylece hepsini avucumun içine almak daha kolay ve daha muvafık…”
“
Hayat bir katakulleden ibarettir!”
Kırmızı abajür gözlerinin önünde küçülüp büyüyor; ışık, yaşlarla karışıp yedi renge bölünüyor ve tavana doğru ufaklı büyüklü renk halkaları halinde yükseliyordu. Sessizlik kulağında zonklamakta ve yalnızlık alnına ağır bir taş gibi çökerek kafasını yastığa gömmekteydi.
“Satrançta kazanmak istiyorsan , bir şeyi anlaman lazım” dedi, Nora’nın tek derdi buymuş gibi. “Anlaman gerekense şu: Oyun bitene kadar hiçbir şey bitmiş değildir. Elinde tek bir piyon kalmış olsa bitmez. Bir tarafta tek bir piyon ve şah varken , karşı tarafta bütün taşlar duruyor olsa da, oyun devam eder. Sen bir piyon olsan da - ki belki hepimiz öyleyiz- piyonun en sihirli taş olduğunu asla unutmamalısın. Ufacık sıradan birşey gibi görünebilir ama öyle değildir . Bütün piyonlar Koza’dan çıkmayı bekleyen birer vezirdir. Senin tek yapman gereken ilerlemeye devam etmenin bir yolunu bulmaktır…..