Bize duyusal dünyayı deneyimlememiz için verilmiş olan bedenin, ilersinde kendi benliğimizin varlığını hatırlamak ve kendimizin sandığımız düşüncelerin egomuz tarafından ortaya konulduğunu ve hiçbir ağırlığının olmadığını gözler önüne seriyor. Yaptığımız ve doğru veyahut yanlış olarak adlandırılan hareket ve davranışlarımızın yazarın tabiriyle acı yumağı veya egonun, direksiyonu ele geçirmesi olarak adlandırılabileceğini hatırlatmak istiyor. Suç acı yumağı, ego gibi kavramların değildir, yalnızca var olamama(şimdide yaşayamama) sorunundadır. Varlığımızın geçmiş veya gelecek gibi belirsiz ve değiştirilemeyecek olgulara takılıp kalmasından ziyade "şimdi" 'nin zaman çizelgesinde ilerlemesi gerekliliği vurgulanıyor. Sipritüellik içeren nadide bir kitap olmasıyla hatırlamamız gereken bir hatırlatıcı görevi görüyor. Unutmamamız gereken bir uyanma seramonisi "ben ben-im"' dir.